“...
Yetmiş beş kağnılık bir kağnı kolu İnebolu-İkiçay'dan yola çıkmak üzereydi.
Zafer Kemal "Uğurlar olsun anam!" diye seslendi.
Kolbaşı(yaşlıca, yanık yüzlü bir kadın), "Sağ ol oğul" dedi, elindeki sopayla öküzünü dürttü. Kağnılar tekerleri inleyerek kımıldayıp yürüdüler.
Kağnıcıların hepsi kadındı. Yalnız üçüncü kağnıyı 12 yaşında bir erkek çocuk yediyordu. Kadınlardan biri hamileydi. Yedinci kağnının yanında yürüyen sırım gibi genç kadının ayakları çıplaktı. Bazı kadınlar bebeklerini torbalayıp sırtlarına bağlamışlardı.
Genç subaylardan biri içi ürpererek, "Ne mübarek kadınlar bunlar" dedi. Öyleydiler.
Yavrularına yiyecek taşıyan anaç kuşlar gibi orduyu besliyorlardı.
Kağnı kolu gacırdıya gacırdaya uzaklaşıp gitti.”
Y.Kadri;
“...
Bir romanda yaşadığımı düşünüyordum. Yanılmışım. Böyle roman olur mu?
Bağımsızlığı ve özgürlüğü için mücadele eden bir halkın destanı bu."