Zaman yırtılıyor. Çocukluğun puslu toprakları nerede? Ya o karanlık uzaydaki eliptik güneşler nerede? Boşluğa düşmüş yol nerede? Mevsimler anlamlarını yitirdi. Yarın? Dün? Bu sözcüklerin anlamı ne? Yalnızca şimdik, zaman var. Bir bakıyorsunuz kar yağıyor. Bir bakıyorsunuz yağmur. Güneş açıyor, rüzgar esiyor.
Tüm bunlar şimdide. Bunlar olmadı, olmayacak Şimdi var. Hep var. Hepsi birden var. Çünkü olaylar bende yaşıyor, zamanda değil. Ve bendeki her şey şimdiki zamanda.
Yazar olmak için yalnızca yazmak lazım. Tabii kimi zaman yazacak sözü kalmıyor insanın. Hatta kimi zaman da söylenecek sözün oluyor da, nasıl söyleyeceğini bilemiyorsun." "Peki ya en sonunda yazdıklarından geriye ne kalıyor?" "Hiç ya da hemen hemen hiç. Bir veya iki sayfa yazılı kağıt, altında da ismim.
Ağaçlar belki aynı, ama kuşlar kesinlikle değil. O kadar yıl geçti ki. Bir ağaç ne kadar yaşar? Bir kuşun ömrü ne kadardır? Hiçbir fikrim yok.
Ya insan ne kadar yaşar? Bir sonsuzluk boyu sanırım.
Bir kedinin, köpeğin, uçan kuşun,neyin üstüne bu kadar varırsan birincisinden korkar,ikincisinde...Üçüncüsünde canını dişine takar kaplan kesilir... Parçalar seni. İnsanların üstüne bu kadar varmamalı