Diyelim ki tek bir iş var ve çalışmak
isteyen tek bir insan var. O zaman o adama istediği parayı vermek zorundasın. Ama ya yüz kişi varsa." “Ya yüz kişi aynı işi yapmak
istiyorsa. Ve bu adamların çocuklarının karınları açsa. Ya on sente çocuklarına bir kutu mama alabiliyorsa. Aynı işi isteyen yüz adam. Onlara bir on sentlik ver bakalım ne oluyor, o para için birbirlerini nasıl yiyorlar. Son çalıştığım yerde ne ücret alıyordum, biliyor musun? Saatine on beş sent. Bir buçuk dolar için on saat. Üstelik iş yerinde de kalamıyorsun. İşe gitmek için benzin yakmak gerekiyor."
Öfkelenmeye, gözleri nefretle parlamaya başlamıştı. "İşte o ilanları bunun için dağıttılar. Tarlalarda saati on beş sente adam çalıştırarak kazandığın parayla o el ilanlarından istediğin kadar bastırabilirsin."
Eskiciye dertlerimizi, ahlarımızı sattık., hepsini satın aldı, ama daha içimizde duruyor; toprak sahipleri bizi kovdukları zaman, bu kovulan insanlar bizdik. Traktör evi yıkmadı, bizi yıktı... Yaşadığımız süre yıkık kalacağız. Ne Kaliforniya'ya, ne de başka bir yere... Her birimiz acılarımızla birlikte yürüyen, acılardan oluşmuş bir geçit töreninin başında giden davuluz... Ve bir gün bu ıstırap ordusu aynı yönde yürüyecek. Hep birlikte yürüyecek ve bu yürüyüşten korkunç bir terör doğacak.