Oyun çok güzel bir açılış yapıyor. "Kişiler" bölümündeki uzun mu uzun liste gözünüzü korkutmasın; bu eser gayet kolay okunuyor. Kitabın başında Sabahattin Eyüboğlu tarafından yazılmış tiyatro ve Shakespeare tarihine değinen bölümü kesinlikle es geçmeyiniz. Önsözü spoiler barındırabileceğini düşündüğümden atlamıştım. Bu incelemeyi yazarken de okumadım, çünkü uzun bir önsöz (yanılmıyorsam otuz sayfa). O yüzden sizlere de önerim önsözü atlayıp, kitabı bitirince okumanız olur.
Oyun boyunca en çok hoşuma giden şey, özellikle Macbeth'e söylenen her şeyin çok önemli olması oldu. Uyaklara ve Shakespeare'in ince şiirselliğine zaten diyecek söz yok; hangi eserini okursanız okuyun diyalogları çok keyiflidir.
Kitaptan bir puan kırma sebebim ise şudur: Bu oyun en nihayetinde bir tragedya, lâkin oyunun tragedya olmasını sağlayan unsur oldu bittiye getirilmiş gibi. Kitabın gizini bozmamak adına bu şekilde üstünü örterek anlattım. Ayrıca benim için pek sorun olmasa da eseri devrine göre değerlendirmelisiniz, çünkü bu dört yüz yirmi yıl önce kaleme alınmış bir oyun.
Sonuç olarak benim gibi, Romeo ve Juliet'ten sonra Shakespeare'den okuduğunuz ikinci eser olacaksa hiç kaçırmayınız. İkisi de Shakespeare'in ustaca ellerinden çıkmış iki tragedya fakat trajedilerini bambaşka tema ve değerlerle işliyorlar. Hırs, doyumsuzluk ve politika unsurlarını daima romantizm unsurlarına tercih edeceğimden olsa gerek; benim muhayyilemde Macbeth, kendine Romeo ve Juliet'ten çok daha sağlam bir yer edindi.