Post-pozitivistler gerçekliğin var olduğuna ve onu bilmeye çalışmak için İyi bir neden olduğuna inanırlar. Bununla birlikte, araştırmacıların ve kullanılan yöntemlerin kendine özgü zayıf yönleri ve önyargıları olduğunu da kabul ederler. Ancak yine de gerçeği öğrenmek imkânsız değildir.
Gerçeklik bizim dışımızda ve bizden bağımsız bir olgu değildir. Gerçeklik bireyin veya bireylerin yaratılmasına etkin olarak katıldığı sosyal bir kurgudur.
kişi, yaşamının anlamı -yaşamı anlamlı- olsun diye ne yapabilmişse, zaten, onu yapmıştır işte; bu olmuştur yaşamının anlamı: boşunadır artık "Şunu şunu yapmamalı mıydım?" diye sorması kişinin - başka bir şey, zaten, yapamazdı-
Yaşamının anlamı, ancak, kişi, bir an durup, "Ne istiyorum ki? ... " diye sorabildiğinde, biçimlenmeğe başlar. Yani, ancak eksikliği çekiliyorsa, yokluğu duyulabilmişse, varedilebilir - kurulabilir; yoksa, yoktur.
Bu bakımdan, insanların büyük çoğunluğu anlamsız -anlam yoksunu- yaşamlar yaşarlar, çünkü yaşamlarındaki anlam eksikliğini hiç duymamışlardır.