Şimdiki çocuklar bollukla büyüyor, büyüdüğünde de yokluğa intibak edemiyor. Daha kötüsüne hiç edemeyecek. Yokluğu anlamadığı için de, yoksulların gözü önünde edepsiz ve görgüsüz bir tüketim sergilerler. Muhafazakârları için de öbür grupların zenginleri için de bu ortak bir olumsuzluk ve Avrupa burjuvazisine göre Türkiye’de önemli bir sosyal gerilim nedeni… Hâlbuki onları çok tatsız durumlar bekliyor olabilir. Dahası bu kuşak bize göre çok istikrarsız..
Talebe kantinde oturmaz; Avrupa’da, Amerika’da öyle kantinde oturan öğrenci görmezsin. Bir öğrenci kantine girer; yiyeceğini alır, kahvesini içip gider. Bu da en fazla 15-20 dakika sürer, katiyen yarım saat değildir. Çok açık ki kantinde oturanlar tembeldir. Eğer hocalar arasında da oralarda bir saat oturanlar varsa, onlar da dalgacıdır. Bu satırları okuyan öğrenciler bunu da not etsinler. Hocanız kantinde çok oturuyorsa o da tembeldir!
Kendinizi geliştirmek, yetiştirmek istiyorsanız, işinizle gücünüzle ilgili olmayan konularla da ilgileneceksiniz. Mühendis de olsanız örneğin, coğrafyayla tarihle uğraşacaksınız, müzikten anlayacaksınız, dans edeceksiniz. Milletin hâlini dert edineceksiniz.
Şimdiki çocukların mesela Türkçeleri yok; Fransızcaları, İngilizceleri de yok. Peki neleri var? Boş bir şımarıklıkları var, kendilerini disipline etme gereği duymamaları var. Böyle olunca sorumluluk da almıyorlar. Sorumluluk alamayan insanlar boş olur. Bir de hak talep ediyorlar. Sorumluluk duygun yoksa hak talep edemezsin. Çünkü hakkın temelinde sorumluluk vardır. Aksi de mümkün değildir. Hindistan’ın kurucusu Mahatma Gandhi’nin anasına sormuşlar; “Nedir bu hak?” Okuması yazması olmayan bir kadından bahsediyorum. “Her hak sorumluluk getirir,” demiş; “yoksa o hak değildir.”