Beşinci Mesele:
Gördüm ki, bazı insanlar birbirlerinin arkasından dedikodu yapıyor ve birbirlerini yeriyorlar. Anladığım kadarıyla bu durum genellikle insanlar arasında mal, mevki/makam ve bilgi sahibi olma gibi konularda yaşanan kıskançlıklardan kaynaklanıyor. Bunun üzerine ben, Yüce Allah’ın:
“…Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık…” (Zuhruf 43/32)
ayetini düşündüm ve inandım ki, rızıklar Yüce Allah tarafından çok önceden bölüştürülmüş. Bu yüzden de ben, hiç kimseyi kıskanmadım ve Yüce Allah’ın bölüştürmesine razı oldum.
Ey Oğul! / 55
Dördüncü Mesele:
Gördüm ki, bazıları izzet ve şerefin aşiret ve kabilenin sayıca çokluğunda; diğer bazıları mal ve evlatların çokluğunda olduğunu zannederek bunlarla gururlanıyorlar. Başkaları ise şeref ve izzetin, insanların mallarını ellerinden almak, onlara zulmetmek ve onları katletmekte, diğer bir grup insan da kendi mallarını saçıp savurmakta, israf etmekte olduğuna inanıyorlar. Bu konuda ben, Yüce Allah’ın:
“Allah’ın yanında en üstün olanınız, takvaca en ileri olanınızdır (Allah’tan en çok sakınanınızdır).” (Hucurât 49/13)
ayetini düşündüm. Ben, onların aksine kendime takvayı seçtim ve Kur’an’ın hak kitap, sözü edilen grupların düşünce ve zanlarının ise boş ve gerçek dışı olduğuna inandım.
Şunu bil ki; önüne geleni söyleyen bir ağız, gaflet ve şehvetlerle dolmuş taşmış bir kalp, sahibinin zarara uğrayacağına delildir. Gerçek bir mücadele ile nefsin sınırsız isteklerinin önünü almazsan eğer, kalbin marifet nurlarıyla dirilemez.
Ey Oğul!
Bildiklerini yerine getirmeyen ve nefislerini terbiye etmeyi ihmal edenlerden olma sakın! Bil ki, pratiğe geçirmediğin bilginin sana hiçbir faydası olmaz. Bu, şu örneğe benzer: Bir kara parçasında, üzerinde değişik silahlarla beraber on tane Hint kılıcı olan bir adam olsun. Üstelik bu adam cesur ve savaşçı birisi olsun. Diyelim ki, aniden bu adamın karşısına korkunç bir aslan çıksın ve ona saldırsın. Sence, o silahların sadece varlığı aslanı engelleyebilir mi? Herkesin bildiği üzere, herhangi bir girişimde bulunulmadan yani silahlar kullanılmadan aslana karşı konulamaz. İşte bu örnekteki gibi şayet bir adam, yüz bin ilmi meseleyi öğrenmiş ve başkalarına öğretmiş olsun. Fakat onları kendi hayatına geçirmemişse, bunun ona hiçbir faydası olmaz. Zira ilmin faydası, ancak o ilim hayata geçirildiğinde ortaya çıkar.