Tahtalar ve çiviler olmadan bir ev yapamazsın. Eğer evin yapılmasını istemiyorsan tahtaları ve çivileri saklarsın. Eğer adamın politik bakımdan mutsuz olmasını istemiyorsan, ona iki yönlü bir soru verme, tek yönlüsünü sor. Daha da iyisi hiç sorma. Bırak savaş diye bir sözcük olduğunu unutsun. Eğer hükümet yeterli çalışmıyorsa, çok işi varsa, vergiler deli gibiyse bırak öyle kalsın, bunun için insanların endişelenmesi daha mı iyi? Sakin ol, Montag. Onlara yarışmalar düzenle, en tutulan şarkıların adlarını sor, devletlerin başkentlerinin adlarını sor, geçen yıl Iowa’ da ne kadar mısır yetiştirilmiş, onu sor, bilsinler kazansınlar. Onlar patlamalarına neden olmayacak bilgilerle doldur. Öyle lânet olası olaylarla onları donat ki, kendilerini bilgileriyle gerçekten parlak kişiler sansınlar. Böylece düşündüklerini zannetsinler. Hiç kımıldamadan hareket ettiklerine inansınlar. O zaman mutlu olacaklardır, çünkü bu tür olaylar ve konular hiç mi hiç değişmezler. Onlara felsefe, sosyoloji gibi esnek konular verme, olay
larla bağdaştırmak için. O zaman melankolik olurlar
Canlandırın gözünüzde. Ondokuzuncu yüzyılın insanı atları, köpekleri, kedileriyle ağır çekim gibi. Yirminci yüzyılın insanı ise hızlandırmış kamerayı. Kitaplar daha kısa kesilmiş. Özetler, kısaltmalar, tablolar. Herşey kaynaya kaynaya küçülüp, birdenbire bitiveriyordu. Herşey küçülmeye başlamıştı. Hemen bitiveren kitaplar diziler filmler ve ömür ….