Ezgi Genç

9/10
·188 syf.··
2021 14. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2021 13:41
Güray Süngü; bir kitap hesabında tesadüfen karşılaştığım, zamansız rastladığımız şeylerin bizi daha mutlu ettiğini bir de kitaplar üzerinden anladığım, naçizane yazar. Tesadüfler bir başlangıçsa, Güray süngü batağına düştüm demek. On iki öyküden oluşan kitapta başlarda yazarın diline biraz yabancı kaldım. Kesinlikle kendine özgü, ilk bakışta ona ait olduğunu anlayabileceğimiz bir dili var. Fakat bu dili çözmek uzun sürmüyor. Bir-iki öykü sonra alışıp dalgalı bir denizde savruluyormuşçasına kitabın sonuna kadar yüzdüm. Dalgalı bir deniz diyorum, çünkü öyküleri batarak-çıkarak okudum. Bazı karakterleri o kadar içselleştirdim ki, öyküleri okurken kayboldum. Öykülerin çarpıcı sonlarıyla sarsıldım, kendime geldim. Kitabı gördüğüm sayfadaki yorumda şöyle bir cümle okudum “okurken kendimi çıplak hissettim.” Kesinlikle böyle hissettim. Özellikle son öykü olan deli gömleğindeki erkek karakter; bilmesem Güray Süngü uzun bir süre beni gözlemiş, zihnimi okumuş ve bu karakteri oluşturmuş diyeceğim (sonumuz benzemesin). Bu kadar övgüye karşın bazı öyküleri anlamakta zorluk çektiğimi de söylemeden geçemem. Ama bu kitabın bende oluşturduğu etkinin yanında çok ufak. Yazarın başka kitaplarını okumayı da büyük bir heyecanla bekliyorum.
Edebiyat
Deli GömleğiGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 20211,178 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2021 02:23
Romanın başkarakteri Alex, üç arkadaşıyla birlikte kurdukları çetenin lideri. Geceleri arkadaşlarıyla dışarı çıkıp aklınıza gelebilecek her türlü kötülüğü yapıyorlar. Düşünün ki insanlar gündüz çalışıp gece bu çetelerin varlığı yüzünden dışarı çıkamıyorlar. Hatta kapı çaldığında açmaya bile çekiniyorlar. Suç oranı bu kadar artmış bir ülkeyi siz yönetseniz nasıl bir yaptırım uygulardınız? Kitaptaki hükümet adına "ıslah" dedikleri yeni bir teknik geliştiriyor. Bu tekniğin ilk kurbanı da Alex oluyor. "İyilik içten gelir. İyilik seçilen bir şeydir." Fakat bu teknikten sonra iyilik bir seçim değil zorunluluk haline geliyor. Peki "Tanrı iyilik mi ister yoksa iyi olma seçeneğini mi?" Kitap da tam olarak buna eleştiri getirmiş. Bir dersim için yazdığım eleştiri sorusunu aklıma getirdi bu kitap. 'Acaba Tanrı’nın var olmadığı kesin olarak kanıtlansaydı, insanlar dinin getirdiği şartları (açık giyinmeme, alkol içmeme, zina yapmama) hayatının geri kalanında devam ettirir miydi?' Acaba bunlar dinin bir şartı değil de insanların özgür seçiminin bir parçası olsaydı şimdikinden farklı seçimler yapacak insanlar çıkar mıydı? Kitabı genel olarak çok beğensem de üslubu pek hoşuma gitmedi. Aynı üslupla Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabında karşılaşmıştım. Yine 15 (sanırım) yaşında bir ergenin ağzından yazılmıştı. O kitabın konusu da pek ilgimi çekmeyince yarım bırakmıştım. Başlarda bu kitap da öyle olacak diye korksam da sonradan baya sardı ve iyi ki bırakmamışım dedim. Kesinlikle farklı bir kitap, özünde derin bir sorgulamaya itiyor. Herkesin okumasını tavsiye ederim.
Distopya
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2021 23:23
"Bu dünyadaki tüm kötülüklerin sebebi insandır. Bizler kendi kendimizin virüsüyüz." Kitabın başkarakteri Marcos Tejo, oğlunu kaybetmiş, eşinden ayrı ve hasta babasına bakmakla yükümlü. Besin zincirindeki hayvanların yerini insanlar alınca eskiden icra ettiği mesleğine devam ediyor ve mezbahada insan kesiyor. Öncelikle kitabı ilk gördüğümde inanılmaz büyük bir heyecanla sipariş etmiştim fakat yorumlarına bakınca biraz tedirgin olmuştum. Öyle ki kitap elime ulaştıktan sonra bir süre okumayı da erteledim. Hatta kapağına bakmak bile ürkütücü geliyordu. Fakat dün başlayıp bir solukta okudum ve beni çok da iğrendirmedi. Belki de bu tarz filmlere vs. aşina olduğumdan, bilemiyorum. Bir de mezbahadaki kesim işlemleri hayalgücümün çok ötesindeydi ve gözümde çok da canlandıramadım, bunun da etkisi olabilir. Kitapta bazı kısımlar günümüz koronasıyla çok benzerlik gösteriyor. Örneğin hayvanlara bulaşan virüsün insan eliyle çıktığını düşünenler, bunun nüfus azaltma politikası olduğuna inananlar var. Bütün hayvanlar öldürülse de doğal olarak kuşlar öldürülemiyor ve insanlar dışarıda şemsiyeyle geziyorlar.( bu da bizim maskeyle dışarı çıkmamıza benziyor). Sokağa çıkma yasakları var... Zaten vejetaryen olmak isteyen biri olarak hayvanlara yapılan muamelenin insanlara yapıldığını okumak, empati kurmak bu duygumu daha da güçlendirdi. Koyun, inek yiyince hiçbir problem olmaması fakat aynı konumda insan olunca( düşünme yetisi olmayan, yenmek için yetiştirilen, tıpkı hayvanlar gibi olan insanlar) bu kadar iğrelti gelmesi umarım bizi biraz sorgulamaya iter. Yorumlarına bakarken sonu hakkında spoiler yediğimi sansam da kesinlikle çok şaşırdım. Hiç beklemediğim bir son oldu. Genel atmosferi, o karanlık duygusu, karakterlerin yansıtılması bence çok iyiydi. Akıllara kazınabilecek bir
Distopya
Leziz KadavralarAgustina Bazterrica · Çınar Yayınları · 20202,413 okunma
7/10
·312 syf.··
2021 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2021 14:12
Yakın bir gelecekte din devleti tarafından yönetilen bir toplumda,günah işleyenlerin vücuduna enjekte edilen bir virüs sayesinde onları renklendiren ve toplumdan dışlanmalarını sağlayan bir ceza sistemi uygulanıyor. Kadınların pantolon giymesini bile erkekleri azdırıcı bir olay gören ataerkil ve baskıcı bir topluma şahit oluyoruz. Kitabın başkarakteri Hannah Payne de böyle bir toplumda yasak bir ilişkiden hamile kalarak kürtaj yaptırıyor ve 16 yıl kırmızı kalmaya mahkum ediliyor. Hannah'ın kendi içindeki inanç ve feminizm konularıyla ilgili sorgulamaları okurları sorgulamaya itiyordu ve bu beni kitaba bağlayan en önemli etken oldu. Hannah karakteriyle inanılmaz bir şekilde bütünleştim ve kendi içimdeki sorgulamaları bir karakterin ağzından okumak çok hoşuma gitti. Ama kitabı bitirdiğimde, konusunu okuduğumdaki heyecan ve merakımı tam tatmin etmedi diyebilirim. Belki de konu bakımından görsele daha dayalı bir distopya olduğundan mı bilmiyorum fakat o distopya havasını çok yakalayamadım. Filmi ya da dizisi çekilse daha etkili olabilecek gibiydi. Kitabın ortalarına kadar distopya atmosferi iyiydi fakat sonlarına doğru aşkının peşinden koşan bir kadının hikayesine döndü ve bu biraz kitaptan uzaklaşmama sebep oldu. Genel olarak kitap kendini bir şekilde okutturuyordu. Zaman geçirmek için ve bazı şeyleri sorgulamak için okuması zevkli olabilecek bir kitap.
Distopya
UyandığındaHillary Jordan · Yapı Kredi Yayınları · 2023783 okunma