"Bu dünyadaki tüm kötülüklerin sebebi insandır. Bizler kendi kendimizin virüsüyüz."
Kitabın başkarakteri Marcos Tejo, oğlunu kaybetmiş, eşinden ayrı ve hasta babasına bakmakla yükümlü. Besin zincirindeki hayvanların yerini insanlar alınca eskiden icra ettiği mesleğine devam ediyor ve mezbahada insan kesiyor.
Öncelikle kitabı ilk gördüğümde inanılmaz büyük bir heyecanla sipariş etmiştim fakat yorumlarına bakınca biraz tedirgin olmuştum. Öyle ki kitap elime ulaştıktan sonra bir süre okumayı da erteledim. Hatta kapağına bakmak bile ürkütücü geliyordu. Fakat dün başlayıp bir solukta okudum ve beni çok da iğrendirmedi. Belki de bu tarz filmlere vs. aşina olduğumdan, bilemiyorum. Bir de mezbahadaki kesim işlemleri hayalgücümün çok ötesindeydi ve gözümde çok da canlandıramadım, bunun da etkisi olabilir.
Kitapta bazı kısımlar günümüz koronasıyla çok benzerlik gösteriyor. Örneğin hayvanlara bulaşan virüsün insan eliyle çıktığını düşünenler, bunun nüfus azaltma politikası olduğuna inananlar var. Bütün hayvanlar öldürülse de doğal olarak kuşlar öldürülemiyor ve insanlar dışarıda şemsiyeyle geziyorlar.( bu da bizim maskeyle dışarı çıkmamıza benziyor). Sokağa çıkma yasakları var...
Zaten vejetaryen olmak isteyen biri olarak hayvanlara yapılan muamelenin insanlara yapıldığını okumak, empati kurmak bu duygumu daha da güçlendirdi. Koyun, inek yiyince hiçbir problem olmaması fakat aynı konumda insan olunca( düşünme yetisi olmayan, yenmek için yetiştirilen, tıpkı hayvanlar gibi olan insanlar) bu kadar iğrelti gelmesi umarım bizi biraz sorgulamaya iter.
Yorumlarına bakarken sonu hakkında spoiler yediğimi sansam da kesinlikle çok şaşırdım. Hiç beklemediğim bir son oldu. Genel atmosferi, o karanlık duygusu, karakterlerin yansıtılması bence çok iyiydi. Akıllara kazınabilecek bir