*Spoiler içerir*
Dostoyevski ve Tolstoy'a ilham olan ve gerçek bir hikayeden esinlenilmiş bu öykü sıradan insanların olduğu bir devlet dairesinde geçer. Toplumdan dışlanmış, alay edilen ve saygı gösterilmeyen bir karakter olan Akakiy Akakiyeviç zaten defalarca yama yapılmış ve çürümekte olan paltosunun artık onu yeterince ısıtamadığını ve yenisine ihtiyacı olduğunu zor kabullenir. Bazen yemek bile yememek pahasına aylarca biriktirdiği parasıyla yeni palto diktirir. Öyle mutludur ve yeni paltosuna öyle kıymet verir ki iş arkadaşı paltosu adına davet düzenler. Evine dönerken paltosu hırsızlar tarafından çalınır. Elindeki en değer verdiği varlığını kaybeden Akakiy Akakiyeviç paltosunun bulunabilmesi için üst makamlara başvurur. Alt sınıftan olması sebebiyle hor görülür, ciddiye alınmaz hatta azar işitip küçük düşürülür. Tüm bunların sonucunda hasta olur ve ölür. Ona bakmaya gelen doktorun onu meşe tabuta bile layık görmemesi kitabın özeti niteliğindedir.
Sınıfsal farkın altında ezilen alt sınıfın hor görülmesi, değersizleştirilmesi, çektikleri acılar, maruz bırakıldıkları eşitsizliğin konu edildiği bu kısa öykü okura çok şey anlatıyor. Zaman ve mekan tanımayan bu adaletsiz kast sisteminin günümüzde de halen devam ettiğini görmek de bizlere çok şey anlatıyor.