Uyku tutmadığı zamanlar öylece uzanıp kendi kendime konuşurdum. Küçük parmağımla konşurdum. Başlangıçta ne vardı? diye sorardım. Sessizlik. Allah dünyayı yaratmazdan önce ve dünya, manganez ve dağlar yokken, ne vardı? Parmak sallanırdı. Masada örümcek görsen, örümceği aşağı atsan masa kalır, masayı dışarı taşısan döşeme tahtaları kalır, döşeme tahtalarını söksen toprak vardır, toprağı arabaya doldurup götürsen dünyanın öbür tarafındaki yıldızlı gökyüzü vardır, öyleyse başlangıçta ne vardı? Parmak cevap vermezdi, ben de onu ısırırdım.