Bıraksınlar keyfince konuşsundu. Söylediklerinin hangisi doğru, hangisi uydurma diye kafa yoracak değillerdi ya.
Bununla beraber Yedigey birden korkuya kapıldı. Bu palavracının böyle konuşması hiç sebepsiz, hiç temelsiz olamazdı.
Çünkü bütün bu söylediklerini uydurabilecek yeteneği de yoktu onun. Herhalde bir şeyler duymuş olmalıydı. Aslında hep kötü haberleri aklında tutardı o. "Ya söylediklerinde gerçek payı varsa? Ya bazı bilim adamları Tanrı olmak hırsına kapılmışlarsa? Kendilerini Tanrı yerine kovarak bizi yönetmeye kalkarlarsa?" diye düşündü. Korkusu da bundan ileri geliyordu.