Emirhan

Her şeyden kuşku etmeyi seviyorum ben: Aklın bu durumu kişiliğin sağlamlığına engel değildir... Tersine, bana gelince, önümde beni neyin beklediğini bilmezsem, her zaman daha bir cesaretle atılırım ileri. Öyle ya, ölümden kötü bir şey yoktur, ölümden de kaçamazsınız!
Sayfa 223 - İletişim Yayınları
Emirhan isimli okura yanıt verildi
Emirhan
Emirhan Kendini bilme aynı zamanda entelektüel felce de sebep olabilir. Fakat bu, Peçorin’in seçenekleri göz önüne alındığında gerekli bir risktir. Bunun alternatifi, ister tehlikeli bir macera ister erotik bir arayış biçiminde olsun ümitsiz bir rastlantısallığa indirgenen bir yaşamdır. Dolayısıyla Peçorin’in hem Bela’ya hem de Prenses Meri’ye karşı duyguları, dürtünün heyecanı kaybolurken gittikçe azalan bir enerjiyle yapılan düzensiz jestlerle sınırlı hale gelme riskini taşımaktadır. Peçorin bilinçli olarak kendine bilerek bu karşılamaları kalıcı ilişkilere dönüştürmek için mücadele etmek zorundadır. Bu yönde çaba gösterirken diğerlerini manipüle etmesi elbette ki ahlaki açıdan ayıplanacak bir durumdur; ancak onun bu davranışı kendi kendisini manipüle etmesini, maceracı dürtülerinin ortak bir deneyimi sürekli dikkat gerektiren karmaşık bir drama dönüştürme ihtimali olan bir role aktarılmasını da içermektedir. Peçorin’in çabası, tarihi değil bugünü “şiirselleştirme” ve böylelikle onun yalın heyecanın dik ve dirençsiz uçurumundan aşağı yuvarlanmasını önleme çabasıdır.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Her şeyden kuşku etmeyi seviyorum ben: Aklın bu durumu kişiliğin sağlamlığına engel değildir... Tersine, bana gelince, önümde beni neyin beklediğini bilmezsem, her zaman daha bir cesaretle atılırım ileri. Öyle ya, ölümden kötü bir şey yoktur, ölümden de kaçamazsınız!
Sayfa 223 - İletişim Yayınları
Emirhan isimli okura yanıt verildi
Emirhan
Emirhan Kitabın tuhaf amaçsızlığı, sadece kaçınılmaz savaşların nasıl kazanılacağına ilişkin değil, aynı zamanda savaşmak için bir savaş alanının nasıl belirleneceğine ilişkin bir belirsizlik duygusundadır. Örneğin “Taman” Peçorin’in bir taşra kasabasına yaptığı ziyaretti ve orada yaşadığı neredeyse ölümüyle sonuçlanan olayları, yerli bir kaçakçı grubu, kör çocuk, onun güzel kız kardeşi ve yaşlı annesi ve kötü ruhlu Yankı ile ilişkilendirmektedir. Bu basmakalıp karakter kadrosu yoğun tutkular ve egzotik işlerle dolu hikayenin niteliğini doğru olarak yansıtmaktadır. Bu bölümün bir anlamı olmalıdır fakat bunun ne olduğuna ya da ona nasıl tepki vereceğimize ilişkin bize herhangi bir ipucu verilmemektedir ve Peçorin’in kendisi de olayları yorum katmadan anlatmakla yetinmektedir. Peçorin ve onunla birlikte biz de kendimizi tamamıyla olaylardan oluşan ve sürekli heyecan dışında bir anlamı olmayan karmaşık bir entrikanın içinde buluruz. Bölümün ancak son satırlarında arklı bir tavrın işaretleri vardır: Yaşlı kadınla kör çocuk ne oldular, bilmiyorum. Benim gibi yolcu bir subayı, üstelik görev belgesiyle yolculuk eden bir subayı insanların sevinçleri, kederleri ne ilgilendirirdi!
Her şeyden kuşku etmeyi seviyorum ben: Aklın bu durumu kişiliğin sağlamlığına engel değildir... Tersine, bana gelince, önümde beni neyin beklediğini bilmezsem, her zaman daha bir cesaretle atılırım ileri. Öyle ya, ölümden kötü bir şey yoktur, ölümden de kaçamazsınız!
Sayfa 223 - İletişim Yayınları
Emirhan isimli okura yanıt verildi
Emirhan
Emirhan Genel olarak, Zamanımızın Bir Kahramanı aşkın bir düzene ilişkin bir sembol olmadığı gibi, aynı zamanda o sembolün olması gerektiği yerde fark edilebilir bir boşluk ile gelişmektedir. Bu ortamın Peçorin’in büyük bir umutsuzluğa sürükleyebilir olmasına ve sık sık da sürüklemesine rağmen, Peçorin’in bütün yapabildiği, ona anlam vermeyi reddetmek için tasarlanmış gibi görünen bu dünyadan bir anlam çıkarmaya çalışmak zorunda olmuştur. Zira Lermontov tarihî romanın kapsamlı bir vizyon ortaya koymak için gereksinim duyduğu mantığı, bu mantığın bu yöndeki becerikli iddialarını çürütmeye çalışsa bile, tamamen anlamıştı: Tek başına insan tekbencilliğek kapılmakta, ve yaşanan deneyimin parçalara ayrılmış niteliği sadece hayatın yadsınamaz bir görünümü olmakla kalmayıp hayatın tek görünümü haline gelmektedir. Bu nedenle Peçorin kendi anlamlarını yaratmak, dünya tarafından kendisine sunulmayan o fazla kişisel örüntüyü inşa etmek durumundadır.