Emirhan

📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Her şeyden kuşku etmeyi seviyorum ben: Aklın bu durumu kişiliğin sağlamlığına engel değildir... Tersine, bana gelince, önümde beni neyin beklediğini bilmezsem, her zaman daha bir cesaretle atılırım ileri. Öyle ya, ölümden kötü bir şey yoktur, ölümden de kaçamazsınız!
Sayfa 223 - İletişim Yayınları
Emirhan isimli okura yanıt verildi
Emirhan
Emirhan Bu en çok doğanın ele alnışında kendini belli etmektedir. Açılış bölümü “Bela” Kafkaslar’ın sessiz, huzurlu ve güzel diyarının ayrıcalıklı konumundan sürekli olarak üstü kapalı bir biçimde bahsetmektedir ve bir noktada Lermontov, Gud Dağı’na tırmanmanın insanın önemsiz etkinliklerden oluşan dünyadan kaçış olduğunu açıkça söylemektedir. Kafkaslar’ın sonsuz bir değişmezliği ifade eden den görünümü, tarihin rasyonelliği ile ilişkilendirildiğinde kararlılığın yerini alır gibi görünmektedir. Ancak baştan itibaren, doğanın simgeleşmiş güçleri üzerindeki kararlılık şüphe uyandıracak kadar güçlüdür. Ve gerçekten de ilgimizi Peçorin’in maceralarının anlatımında doğanın betimlemelerini dinlemekten yana kısıtlı tutmamız istendiğinde -bunun bir “kısa roman” değil de “seyahat notları” olması sebebiyle- eğitici fikir berraklaşır. Doğa ve insanın meseleleri birbirinden geri dönüşsüz bir şekilde ayrı olan, kesin olarak farklı konumlardadır.
Her şeyden kuşku etmeyi seviyorum ben: Aklın bu durumu kişiliğin sağlamlığına engel değildir... Tersine, bana gelince, önümde beni neyin beklediğini bilmezsem, her zaman daha bir cesaretle atılırım ileri. Öyle ya, ölümden kötü bir şey yoktur, ölümden de kaçamazsınız!
Sayfa 223 - İletişim Yayınları
Emirhan isimli okura yanıt verildi
Emirhan
Emirhan Zamanımızın Bir Kahramanı’nın büsbütün farklı bir türe ait olduğu açıktır. Lermontov’un kitabının adı, başka şeylerin yanı sıra tamamen çağdaş endişelerin bir onayıdır. Ancak modern bir odak noktasını böylelikle duyururken, kitabın adı ister istemez yerini aldığı eskisine dolaylı olarak atıfta bulunmalıdır ve eğer Peçorin’in sorunu çağdaş insanın hayret verici derecede çeşitli olan dürtüleriyse, bu sorunun ortaya koyuluş biçimi genellikle tarihî romanı ilerleten kavramsal vasıtanın tekrar gözden geçirilmesini içermektedir. Özellikle insanların önemsiz etkinliklerine atfedilmiş bazı anlamlara ilişkin endişe hâlâ ciddiyetine korumaktadır. Söz konusu anlamların kişiler üstü tarihsel boyutta artık aranmıyor olması da çok önemli değildir, çünkü bu değişen bir mantıksal varsayımlar sorunu olmaktan çok, değişen bir çıkarlar sorunudur (modası geçmiş tarih soruları). Önemli olan değişiklik daha incelikli, değişime uğramış duygusal bir durumdur, çünkü rasyonel düzenin varlığında bir zamanlar saf bir inanç olan şey, yerini kendisine ilişkin ümitsiz bir nostaljiye bırakmıştır.
Her şeyden kuşku etmeyi seviyorum ben: Aklın bu durumu kişiliğin sağlamlığına engel değildir... Tersine, bana gelince, önümde beni neyin beklediğini bilmezsem, her zaman daha bir cesaretle atılırım ileri. Öyle ya, ölümden kötü bir şey yoktur, ölümden de kaçamazsınız!
Sayfa 223 - İletişim Yayınları
Emirhan isimli okura yanıt verildi
Emirhan
Emirhan Tarih romancısının tarihsel gerçekliğe istekli bir biçimde gömülerek ileri süreceği en programlı iddia -Karamzin tarafından horgörülen o “zahiri şahit” etrafında biçimlenen bir anlatım- beklenebileceği üzere Polevoy’un “Tanrı’nın Mezar Başında Yemin” adlı romanının önsözünde yer almaktadır. Oysa Lermontov’un kendisi bu eğilimi tamamlanmamış olan tarihî romanı Vadim’de örneklendirmiştir. Olay Pugaço Ayaklanması sırasında geçiyor olsa da, bu önemli olay yeterince dikkat çekmemiştir. Rusya’daki sosyal ayaklanma, sadece Vadim’in kişisel intikamı için bir fırsat sunma görevi görüyor gibidir. Ancak bu tarihî romanın sadece bu türünün mantıksal temelinin en uç noktasını göstermektedir. Tarih ayaklarımızın dibinde ele alınmayı beklemez, onun bekleyip duran varlığı en alışılmadık bireysel tutkuları bile dizginleyerek onlara anlam verir. Vadim’in bir paragrafı, bu bakımdan özellikle dikkate değerdir: Şaşkın kalabalık, o giderken ona baktı ve seri toynak seslerinden Vadim’in dörtnala uzaklaştığını tahmin etti. Nereye? Ne için? Onların tüm fikirleriyle ilişki kurmak için Walter Scott’un yeteneğine ve onun okurlarının sabrına ihtiyacım olurdu.