Emirhan

Kendimizi ne kadar tanıyoruz? Potansiyelimizi ölçmek için uzun bir süre kendimizle hiç baş başa kalmış mıydık? Sistem bize kim olduğumuzu söyledi ve biz de kabul ettik. Ben ömrümün en verimli çağında, yirmi yedi yaşında, hayatımı dört duvar arasında, floresan lamba altında, bilgisayar başında çürütmeye karşı çıktım. Bunu yapan, bunu yapmak zorunda olan herkese saygı duyuyorum ama ben henüz enerjim ve gücüm varken dağlara bayırlara tırmanıp okyanusları izlemeyi, kanyonlardan atlamayı, motorla Vietnam’ı turlamayı, sonunu hiç düşünmeden bulunduğum değerli anın tadını çıkarmayı seçtim. Eksik kalan eğitimimi yollarda tamamlamaya, bilmediğim hayatları görüp karşıma çıkan herkesten kendime bir şeyler katmaya, bunu yaparken hayatın tadını çıkarıp mutlu olmaya, daha güzel, daha iyi bir insan olmaya ant içtim. Zengin olmak belki onların umurundaydı ama benim değil. Ben zenginliği ruhsal doygunluğumla, iç huzurumla, kalplerin ve gönüllerin yüceliğiyle ölçtüm hep. Belki de çok tozpembe görüyorum, evet. “Çalışmadan, para kazanmadan nasıl yaşayacaksın? Her şey böyle kolay mı sanıyorsun?” “Peki, gerçekten umurunda olduğu için mi soruyorsun yoksa bir çıkar yolu bulup acaba ben de bu bokun içinden çıkabilir miyim diye mi?” Hayat çok kısa, gençliğimiz ondan daha kısa ve inanın hayat risk almaya değer. Bu dünyadan en azından birkaç kişiye ilham olmadan gitmeyeceğim; modern bir köle olmayacağım. Kimsenin bana kim olduğumu söylemesine izin vermeyeceğim. Kimsenin bana ne yapmam gerektiğini söylemesine ihtiyaç duymayacak bir insan olacağım. Belki aç kalırım, evim olmaz, arabam olmaz, kendime son model bir telefon alamam, marka tişörtler giyemem. Ama ne olur, biliyor musunuz? En azından … boktan bir koltuk takımı alabilmek için beş ay çalışıp ruhumu kirletmek zorunda kalmam ya da var olan
Sayfa 23
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“Aydınlanma yıkıcı bir süreçtir. Daha iyi ya da daha mutlu olmakla ilgisi yoktur. Aydınlanma, sahteliğin un ufak olmasıdır. Oyunlardan oluşan ön cephenin arkasını görmektir. Doğru olduğunu sandığımız her şeyin kökünden yok edilmesidir.” Derin, çok derin bir nefes aldım. Uyanış bir yıkımdı. Daha önce doğru olduğuna inandırıldığın her şeyin imhası, sahip olduğun her şeyin senden uzaklaştırılması; maddi, manevi, ruhsal, fiziksel yeni bir çağa geçişin ilk evresiydi. Hiçbir şeye sahip olmama ve hiçbir yere ait olmama duygusuydu. Siyah beyaz sistemin düzenini alt edip, kendi zincirlerini kırmaktı. Her şeyden ziyade Uyanış, ötesini görmek, taştan kapıları aralamaktı.
Sayfa 20
Tüm insanlar aslında sensin. Kime ne yaparsan, onları kendin gibi görerek yap. Birini incitirsen kendini incitirsin. Birini mutlu edersen kendini mutlu edersin. Her şey ama her şey sana geri dönecek. Bu yüzden hepimiz bir’iz. Herkes senin parçan, sen de herkesin parçasısın.
Sayfa 19
Ertesi gün işyerime hasta olduğumu söyleyerek gitmedim. Bu yalan değildi. Ruhum hastaydı ve iyileşmem gerekiyordu. Fiziken yolculuğa çıkmadan önce, bu yolu kendi içimde başlatacak ve hazır hissettiğimde neresi olursa olsun, kendimle olan yürüyüşümün ilk adımını atacaktım. Gideceğim yerin artık hiçbir önemi yoktu. Poşetleri alıp İstanbul’un en yoksul mahallerine attım kendimi. Etrafta olan gençlere, henüz yepyeni olan kıyafetlerimi, ayakkabılarımı ve okuduğum kitapların hepsini verdim. Ertesi gün işyerime döndüm. Bu kurumsal ofiste dolduracağım iki aylık ihbar sürem boyunca biraz daha birikim yapmaktı hedefim. Bu sürede kafelere ve restaurantlara gidip hem paramı hem de vaktimi öldürmedim. Kendimi her şeyden, herkesten soyutladım. Evimde sürekli kitaplar okuyor, tek başıma doğa yürüyüşleri yapıyor ve sağlıklı beslenmeye çalışıyordum. Bana ilham verecek filmler izliyor, içimi asla daraltmayan müzikler dinliyordum. Spor salonunu bırakıp kendi başıma koşulara, yürüyüşlere çıktım, meditasyon yapmaya başladım. İşyerindeki son günümden sonra ise ruhumu daraltan pek bir şey kalmamıştı geriye. Bu sayede pozitif kalabilmenin enerjisiyle yüksek benliğimle daha sık konuşabiliyor, kendim için daha sağlam adımlar atıyordum.
Sayfa 17
Çok istediğim yolculuğun önce kendi içimde başlaması gerektiğini öğrenecek, acele etmeyecek ve bundan sonra hayallerim için sadece bir araç olan dünya turunu kendi benliğimin önüne geçirmeyecektim.
Sayfa 17