Emirhan

Cesaret davranışını artırmanın ilgini bir pratiği bize aradan göz kırpar. Tüm davranışlarımızda olduğu gibi, pratik yapmak ustalığımızı artırdığından, cesaret davranışı da devreye sokuldukça bir sonraki seferde daha kolay gerçekleştirilebilir. Yani eğer cesur hareket eden edebilme konusunda kendimizi zayıf hissediyorsak daha önce cesaret etmediğimiz başka alanlarda, çok basitten başlayarak, cesur ve minik hamlelerle işe koyulabiliriz. Seyahat etmediğimiz bir yerlere gitmek, daha önce kullanmadığımız bir taşıt kullanmak, daha önce çekindiğimiz bazı becerileri denemek, çekindiğimiz insanlarla temas kurmaya çalışmak gibi minik hamlelerin hepsi, bu devreleri kuvvetlendirmek için uygun araçlardır. Ne olursa olsun, sadece daha önce “yapmadığımız” bir şeyleri yapmak bile bu devreleri kuvvetlendirmeye yeterlidir. Sonuçta cesaret, çalıştıkça gelişen, gayretle kuvvetlenen ve denedikçe kolaylaşan bir kabiliyettir.
Sayfa 98
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Cesaret korkusuzca hareket etmek değil, korkuyor olmamıza rağmen bir hedefin üzerine gidebilme kararlılığıdır. Korkuyla birlikte harekete geçme; o korkuya neden olan nesne veya durumun aşılması halinde elde edilecek olan avantajın, hedefe varmak için o engeli aşma gerekliliğinin farkında olmayı gerektirir. Hayvanlar, insanlar gibi cesaret gösteremez; onlar korktukları şeyin üzerine gitme yeteneğine sahip değildirler. Bir kediyi kaçamayacak şekilde köşeye sıkıştırdığınızda üzerinize atlayıvermesi cesaretten değil, aşırı sempatik sinir sistem faaliyetine bağlı savaş-kaç tepkisinden dolayıdır. Bu tip tepkiler, “ya hep ya hiç” noktasına gelmiş, hayatta kalmak için başka çaresi kalmamış canlıların işidir. Cesaret ise normalde yapmasak da hayatta kalabileceğimiz, yapmak zorunda olmadığımız, başka alternatifler arasından riskli, sonucu belirsiz, bizim için rahat ve huzur bozucu bir girişime adım atma kararını vermemizi sağlar.
Sayfa 96
en güçlü soru: nereden biliyorum?
Kendi öznel hikayemizi ve inançlarımızı destekleyen her şeyi can kulağıyla dinler ve kendi kendimizi teyit etmenin keyfini sonuna kadar sürerken, zıt bakış açılarına o denli mesafeli ve hatta tepkiliyizdir. Zıt ve farklı bakış açılarının ifade ettiği alternatif gerçeklik önerileri “bizim için geçerli değildir” zira “gerçekler aslında hiç de öyle değildir.” Gerçeği “ben bilirim” derecesinde bir kesinlikle bildiğimizi düşünürüz. Filozof yahut derinlemesine düşünme ve sorgulama alışkanlığına sahip biri değilsek bu gayet doğal bir tepkidir. “Ben biliyorum” demek bizi güvende tutar; şüpheden ve rahatsızlıktan korur. Bildiğimiz alanda kalmak rahatlatıcı, yabancı topraklara adım atmak rahatsızlık vericidir. Sonucunda da bu tip reddiyeler doğal olarak ortaya çıkar.
Sayfa 85
Duyarlı bir insan olmak için yaptığımız birçok eylemin “öyle belletilmiş yahut otomatik kışkırtılmış” davranışlardan oluştuğunu fark edemeyiz. Bilinçsiz sloganların peşinde “aklımızla nice bahaneler üreterek” bir ömür tüketebiliriz. Hele ki enformasyonun zihnimizin dibine dibine saniyede milyon tane minik roketle saldırdığı bu devirde, bu otomatik pilot devreleriyle adeta uzaktan kumanda edilebilen kuklalara dönüşebiliriz. Ve “bu işi bilen” stratejik kişi ve kurumlar sayesinde, dönüşüyoruz da çoğu zaman… Ama işin güzel tarafı hâlâ “kontrolün bizde olduğundan” zerre şüphemiz olmuyor. Çaresi belli: Kafa konforunuzu bozun. Tamam, gidip çekirge yemeyin belki ama mesela kokorece veya kelle paçaya bu kadar ön yargılı olmayın. Sizin gibi insanların, yani Homo sapiens türüne mensup canlıların bunları yapabildiğini unutmayın. Daha evvel de söyledim; beden konforu bizi öldürür, kafa konforu da ruhumuzu çürütür. Öfkenizin, saplantılı sevgi ve bağlılığınızın, alışkanlık ve kırmızı çizgilerinizin çoğunun “birileri ve bir şeyler” tarafından size yerleştirildiğini, bunları değiştirebileceğinizi sıklıkla hatırlayın. Ve deneyin… Neticede ben inşallah o çekirgeleri yiyeceğim. Belki boyum uzamayacak, belki başım göğe ermeyecek, belki bağırsaklarım bozulacak. Ama neticede ölmeden evvel “keşke yapsaydım” diyeceğim işlerin listesini bir madde daha kısaltabilmiş olmanın huzurunu yaşayacağım.
Sayfa 83
Anlam dünyamızı belirleyen hikayeler kümemiz, bize hem her türlü zorluğa dayanma gücünü veren hem de yaşamaya devam etmemiz için temel bir motivasyon sağlayan tek kaynaktır: iç hikayemiz “ben” sınırlarıyla da sınırlı olduğuna göre “ben”inimizi genişletmeye dair her bir deneyim; hayatımızın anlamı, yaşama motivasyonumuz ve bu hayattan alacağınız fayda açısından büyük bir aşamadır.
Sayfa 81