Emirhan

Doktor, "Bana gelince," dedi, "yalnızca bir şeye inanırım ben..." O ana kadar tartışmalara katılmayan bir insanın düşüncesini öğrenmek amacıyla, "Neye inanırsınız?" diye sordum. "Er ya da geç, güzel bir sabah öleceğime," diye karşılık verdi. "Düşünce yönünden ben sizden daha ilerideyim," dedim. "Çünkü ben ayrıca şuna inanıyorum, çok iğrenç bir akşam doğmak mutsuzluğuna uğramıştım."
Sayfa 131 - İletişim Yayınları
Edebiyat
Reklam
Gerçek dostluk kuramam ben. Çünkü, bunu hiçbiri itiraf etmese de, iki dosttan biri her zaman köledir. Oysa köle olamam ben, bu durumda buyruklar vermek ise yorar beni, çünkü bunu yaparken karşındakini aldatman da gerekir.
Sayfa 131 - İletişim Yayınları
Edebiyat
Biraz soğukça vedalaştık. İyi yürekli Maksim Maksimıç inatçı, hırçın bir yüzbaşı olmuştu! Hem de niçin? Karşılaştıklarında boynuna atılmak isteyince Peçorin dalgınlığından ya da başka bir nedenle ona elini uzattığı için! Genç bir adamın, insan ilişkilerine ve davranışlarına arkasından baktığı pembe tül yırtıldığında umutlarını, hayallerini kaybettiğini görmek üzücüdür. Ancak yine de eski, hayallerin yerini daha tatlı, daha kalıcı olanların alması umudu vardır. Peki ama Maksim Maksimıç'ın yaşında olanlar ne koyabilirler yırtılan tülün yerine?.. Yıllar ister istemez katılaştırıyor insan kalbini, ruhunu kapatıyor...
Sayfa 100 - İletişim Yayınları
'Bakın Maksim Maksimıç,' diye karşılık verdi, 'kötü bir huyum vardır benim. Gördüğüm eğitim mi böyle yaptı beni, Tanrı mı böyle yarattı bilmiyorum. Yalnızca şunu biliyorum, başkalarının mutsuzluğunun nedeni ben isem, mutsuz ettiğim insandan çok ben mutsuz oluyorum. Bunun onları teselli etmeyeceğini biliyorum, ama ne yaparsınız ki, gerçek bu. İlk gençliğimde, ailemden ayrıldığım andan hemen sonra çılgınca, parayla elde edilebilecek zevklere bıraktım kendimi. Kuşkusuz, bir süre sonra iğrenmeye başladım böyle şeylerden. Sonra sosyeteye girdim. Çok geçmeden aynı şekilde sosyeteden de bıktım. Sosyete güzellerine aşık oldum, onlar da sevdiler beni. Ne var ki, onların sevgileri yalnızca hayal gücümle gururumu uyandırıyordu, ama kalbim boş kalıyordu... Okumaya, kendimi yetiştirmeye başladım, sonra öğrenmekten de sıkıldım; ünün de mutluluğun da bunların hiçbirine bağlı olmadığını anlamıştım. Çünkü en mutlu insanlar cahil olanlardı. Oysa ün, şans meselesiydi ve ona ulaşmak için yalnızca becerikli olmak yeterliydi. İşte o zaman bir sıkıntı çöktü üzerime. Kısa bir süre sonra Kafkasya'ya gönderdiler beni. Yaşamımın en mutlu anıydı bu. Çeçen mermileri altında canımın sıkılmayacağını sanıyordum. Ama boşuna umutlanmışım. Bir ay içinde mermilerin vınlamasına da ölümün yakınlığına da öylesine alıştım ki, ne yalan söyleyeyim, sivrisineklerle daha çok ilgilenmeye başladım. Eskisinden daha çok sıkılmaya başladım. Çünkü son umudumu da yitirmiştim. Bela odama geldiğinde, onu dizime oturtup simsiyah bukleli saçlarını ilk kez öptüğümde onun, bana acıyan kaderimin gönderdiği bir melek olduğunu düşündüm bir aptal gibi... Gene yanılmıştım. Yabani bir kadının sevgisi bir sosyete kadınınkinden pek de farklı değilmiş. Birinin cahilliği ve basitliği ötekinin hoppalığı gibi bıktırıyor insanı.
Sayfa 79 - İletişim Yayınları
Edebiyat
İnsanlar biraz daha fazla düşünecek olsalar, yaşamın hiç de o kadar endişelenmeye değmeyeceğini anlarlar.
Sayfa 72 - İletişim Yayınları
Reklam