Bir Rus'un, aralarında yaşadığı başka ulustan insanların geleneklerine böylesine uyum sağlamış olması şaşırtmıştı beni. Aklın bu özelliği yerilmeli mi yoksa övülmeli mi, orasını bilemem. Ne var ki, zekanın bu özelliği, gördüğü her yerde (onu yok edilmesinin gerekliliğini veya olanaksızlığını gördüğü her yerde) kötülüğü bağışlayan olağanüstü aydınlık ve esnek bir sağduyunun varlığını gösterir.
Eskiden beri koymuştum aklıma
Bir göz atmayı uzak kırlara,
Öğrenmek, güzel mi dünya
Özgürlük için mi doğuyoruz
Zindan için mi yoksa?
Ve o korkunç gece saatinde
Sizler ürkerek fırtınadan
Sunakta toplanıp
Yüzükoyun yere kapandığınızda,
Kaçtım… Oh, nasıl da mutlu olacaktım
Bir kardeş gibi kucaklaşmaktan
Fırtınayla! Bulutları gözlerimle izliyor
Elimle yakalıyordum şimşeği.
De bana, arasında bu duvarların
Verebilir miydin bana karşılığını
Bu kısa ama candan dostluğun
Fırtınalı yürekle fırtına arasındaki?..
Mezar değil korku veren bana,
Acılar uyurmuş orada,
Soğuk ve sonsuz sessizlikte.
Yaşamdan ayrılmaktır bana acı veren.
Gencim ben, genç… Bilir miydin sen,
Çılgın gençlik hayallerini?
Ya bilmiyordun, ya unuttun
Nasıl nefret ettiğini ve sevdiğini;
Kalbin nasıl daha canlı çarptığını
Gördüğünde köşedeki kuleden
Güneşi ve tarlaları.