Emirhan

Aşkı şakıyordu, aşkın divanesiydi, Şarkısı öyle berraktı ki, Saf bir kızın fikirleriydi sanki, Bir bebek uykusu gibi, ay gibi, Dingin göğün boşluğunda duvar o Sırlar ve zarif iç çekişler tanrıçası gibi. Hem ayrılığı şakırdı hem kederi, Hem burayı hem dumanlı uzakları, Hem de romantik gülleri; Şakırdı o uzak ülkeleri, Uzun süre sessizliğin koynunda Gerçek gözyaşları döktüğü; Şakırdı hayatın soluk rengini Ama on sekiz bile değildi.
Sayfa 83 - Alfa Yayınları
Reklam
Bu arada söyleyeyim: Bütün şairler - Aşkın hayali dostlarıdır. Bir zamanlar, hoş konular Düşlerdim ve ruhum da Onların gizli hayalini saklardı; Sonra onları canlandırırdı esin: Böylece, ben kaygısızca, şakıdım Hem dağların kızını, idealimi, Hem de Salgir kıyılarının esirini. Dostlarım, şimdi sizden, Sık sık şu soruyu duyuyorum: “Kime nefes veriyor lirin? Kıskanç kızlar kalabalığında, Kime adadın onun şarkısını? Hangi bakış, esini kışkırtarak Sevecen şefkatle ödüllendirdi Senin dalgın şarkını? Senin şiirin kimi yarattı?” Tanrı aşkına, dostlar, kimseyi! Delice bir kaygının sevgisini Mutsuzca yaşadım. Talihlidir, onunla birleştiren Kafiyenin alevini: Böylece iki kat yapar Şiirin kutsal hezeyanını, Petrarca’nın izinden gider Kalbin acılarını da dindirir, Şöhreti bile yakalar bu arada; Bense, aşıkken, aptal, dilsiz olurum.
Sayfa 66 - Alfa Yayınları
Kim yaşamış ve düşünmüşse ruhuyla İster istemez küçümser insanları; Kim bir şeyler hissederse, kaygılanır Geri dönmez günlerin hayaletiyle: Ona artık yoktur büyülenme, Onu hatıraların yılanı, Onu pişmanlık ısırır.
Sayfa 54 - Alfa Yayınları
Eğlence ve şamatanın çocuğu. Öğleden sonra uyanır ve yeniden Sabaha kadar hayatı hazırdır, Tekdüze ama rengarenk. Ve yarın yine, dünün aynısı. Ama Yevgeni’m mutlu muydu, Özgür müydü, en iyi yılların ışığında, Işıl ışıl zaferlerin arasında, Gündelik hazların arasında? Yani şölenlerin arasında o Kafası rahat ve sağlıklı mıydı? Hayır. Erkenden körelmişti duyguları; Sıkıyordu onu sosyete gürültüsü; Güzeller uzun süre olmuyordu Günlük düşüncelerinin konusu; İhanetler yormayı başarmıştı; Dostlar ve dostluk bezdirmişti.
Sayfa 46 - Alfa Yayınları
Çargrad pipolarında kehribar, Masada porselen ve bronz, Ve, duyuları hazla şımartan, Parfümler kesme kristalde; Taraklar, çelik törpüler, Eğrisiyle düzüyle makaslar, Ve otuz çeşit fırça Kimi tırnak için kimi diş. (Laf arasında söyleyelim) Rousseau Anlayamamıştı, ağırbaşlı Grimm Nasıl tırnak kesmeye kalktı karşısında, Onun gibi belagatli bir delinin. Özgürlüğün ve halkların savunucusu Saçmalıyordu bu konuda.
Sayfa 34 - Alfa Yayınları