Emirhan

Bu arada için, için onu, Bu hafif hayatı, ey dostlar! Onun hiçliğini anlıyorum Ve çok az bağlıyım ona; Hayaletlere kapattım gözlerimi; Ama uzak umutlar ara sıra Kaygılandırıyor kalbimi: Bu dünyada silik bir iz Bırakmak kederli olurdu yani. Yaşamam, yazmam övgü için değil; Ama ben de, herhalde, isterdim Hüzünlü yazgımın övülmesini, Benim için, vefalı bir dost gibi, Bir tek ses olsun duyulmasını. Ve benim yazdığım bir dize, Kader tarafından da korunur, Belki, Lethe Nehrinde batıp gitmez Bir yerde bir kalbi etkilerse; Belki de (gurur verici bir umut!), Geleceğin bir cahili bakar Benim beğenilen bir portreme, Homurdanır: “Bu da şairmiş!” diye! Kabul et minnettarlığımı, Barışçı Aonides’lerin hayranı, Ey sen, hatırasını koruyan Benim havai eserlerimin, Hayırsever elin düzeltecek Defne tacını bir ihtiyarın!
Sayfa 112 - Alfa Yayınları
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İki âşık da giyinirdi hep Modaya göre, kendi tarzında; Ama, hiç fikrini almadan Genç kızı evlendirmişlerdi bir anda. Ve üzüntüsünü dağıtmak için, Akıllı koca hemen taşındı Kendi köyüne ve kadın orada, Tanrı bilir neyle karşılaştı, Üzüntüden bol bol ağladı, Eşinden az kalsın ayrılacaktı; Sonra ev işlerine kendini verdi, Alıştı ve memnun oldu hatta. Alışkanlığı gökler vermiş bize: Mutluluğun yerine geçsin diye.
Sayfa 104 - Alfa Yayınları
Şaire armağan etmişti o kız, Tatlı heyecanların ilk rüyasını, Ve Olga’yı düşününce gelmişti Lenski’nin kavalının ilk nağmesi. Elveda, masum çağın oyunları! Yoğun koruları sevdi, Yalnızlığı, ıssızı, Ve geceyi, ve yıldızları, ve ayı, Göklerin lambası olan ayı, Gece karanlığındaki gezintileri, Yani gözyaşlarını, hazların gizli acısını Adadığımız o mehtabı sevdi… Oysa artık onda gördüğümüz tek şey Soluk sokak lambasının takliti.
Sayfa 95 - Alfa Yayınları
Ah, seviyordu, ki zamanımızda Artık yoktur böylesi; ki sadece Bir şairin akılsız ruhu Mecburdur böyle sevmeye: Her zaman, her yerde, bir hülyayla, Bir alışılmış arzuyla, Bir alışılmış kederle. Ne sakinleştiren uzaklar, Ne uzun ayrılık yılları, Ne esin perisine aldanmış saatler, Ne başka yerlerin güzelliği, Ne şen kalabalık, ne bilim Değiştirmedi içindeki bakire Alevlerle kavrulmuş ruhu.
Sayfa 93 - Alfa Yayınları
Toplandığımız zaman altına Sağduyulu sessizliğin, Tutkuların alevi söndüğü zaman, Ve bizim için gülünç olduğu zaman Onların keyfi halleri ya da hamleleri Ve geç kalmış çağrıları - Uysallaşmış olarak binbir çabayla, Başkalarının tutkularının âsi dilini, Ve o kalbimizi okşar o dil.
Sayfa 91 - Alfa Yayınları