“Şimdi yürüyün.”
Soğukkanlı bir tavırla,
Nişan almadan, iki düşman
Dört adım attı, kararlı,
Sessiz, eşit bir yürüyüşle.
Ölümün dört basamağı.
O sırada Yevgeni tabancasını,
Hiç tereddüt etmeden,
Sessizce kaldıran ilk kişi oldu.
İşte beş adım attılar,
Ve Lenski, sol gözünü kısarak,
Nişan almaya kalktı - ama o sırada
Ateş etti Onegin… Vurdu
Kader saati: Şair
Düşürdü sessizce tabancasını,
Usulca götürdü elini göğsüne
Ve yığıldı. Dumanlı bakışında
Acı değil, ölüm var.
Bir kartopu da bir zirveden,
Güneş altında ışık saça saça,
Böyle ağır ağır yuvarlanır.
Bir anda buz kesilen Onegin
Delikanlının yanına koştu,
Baktı, seslendi… boşuna:
O yok artık. Genç şair
Zamansız bir sona kavuştu!
Dindi fırtına, mükemmel renk
Silindi sabah ışıklarıyla,
Söndü sunaktaki ateş!..
Kıpırdaman yatıyordu ve tuhaf
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Duygularına gem vurabilirdi,
Vahşi hayvan gibi atılmayabilirdi;
Silahını elinden almalıydı
Seven genç kalbin. “Ama artık
Çok geç; zaman akıp geçti…
Neden karışmış - diye düşünüyor -
Yaşlı düellocu bu işe;
Kötü, ağzı laf yapan, kandırıcı biri o…
Elbette, bir küçümseme olmalıydı
Onun gülünç sözlerinin bedeli,
Değil budalaların fısıltısı, kahkahası…”
Ve işte toplumun fikri de bu!
Onurun yayı, bizim idolümüz!
İşte bunun etrafında dönüyor dünya!
Zavallı Lenski’m, bu kalbiyle
Böyle bir hayat için doğmuştu.
Seviliyordu… en azından
Böyle düşünüyordu ve mutluydu.
Yüz kat mutludur bir inancı olan,
Soğuk aklını sakinleştirip,
Kalbinin görkeminde sakinleşen,
Sarhoş bir yolcu gibi geceyarısı,
Ya da, daha kibarcası, bir kelebek gibi,
Bir bahar çiçeğine konan;
Ama yazık onlara, her şeyi öngören,
Başı dönmeyenlere,
Bütün hareketlerden, bütün sözlerden
Çevirileriyle nefret eden,
Kalpleri deneyimle donmuş
Ve unutması yasaklanmış olanlara.
Aktarayım sade konuşmalarını
Babanın ya da yaşlı amcanın,
Sözlenmiş çocukların buluşmalarını
Yaşlı ıhlamurlarda, derelerde;
Talihsiz kıskançlık acılarını,
Ayrılığı, barışma gözyaşlarını,
Tekrar tartışmayı, ve sonra da
Götüreyim onları mihraba…
Hatırlıyorum, geçip gitmiş günlerde
Güzel sevgilinin eteğinde
Benim dilime gelen,
Tutku dolu konuşmaları,
Ama artık uzak kaldığım
Özlemli aşk sözlerini.