Emirhan

Ey insanlar! Hepiniz aynısınız Ortak anamız Havva’yla: Size verilen yetmiyor Durmadan yılan çağırıyor sizi Yanına, gizli bir ağaca; Yasak meyve size verilmeli: Yoksa burası cennet demezsiniz asla.
Sayfa 385 - Alfa Yayınları
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şanslıdır gençken genç olan, Şanslıdır, vaktinde olgunlaşan, Yaşamın soğuğuna ağır ağır Yıllar geçtikçe katlanabilen; Yabancı rüyalara kapılmayan, Sosyete güruhuyla sürüklenmeyen, Yirmi yaşında züppe ya da tilki olup Otuzunda da kârlı bir evlilik yapan; Hem şahsi hem genel borçlardan, Elli yaşında kurtulmayı başaran, Şanı, parayı ve unvanı Sakince elde eden, Hakkında bütün bir çağın şöyle dediği: N. N. muhteşem biri. Ama kederlidir düşünmek, boş yere Harcandığını gençliğimizin, Onun da ikide bir kandırıldığını, Onun bizi aldattığını; En iyi arzularımızın, En taze hayallerimizin Hızlı bir girdapta eridiğini düşünmek, Çürümüş sonbahar yaprakları gibi. Katlanılmaz şey karşımızda sadece Peş peşe giden yemekleri görmek, Yaşamı bir tören gibi seyretmek, Ve kalabalıkta birlikte unvan peşinde İlerlemek, paylaşmadan o kalabalıkla Ne bir fikir ne de bir tutku.
Sayfa 368 - Alfa Yayınları
Homurdanırız, yargılarız her şeyi, Ateşli ruhlar özensizdir diye Kendini beğenmiştir değersizlik diye Ya hakaret eder, ya güler, Akıl bunalır, sadeliği sevdiğinden, Genellikle de severiz Söylentileri gerçek sanmayı Aptallık uçarıdır, kötüdür, Büyük insanlar büyük saçmalar Sıradanlığı bir biz aştık sanırız Ve tuhaf bulmayız bunu diye mi?
Sayfa 367 - Alfa Yayınları
Ve işte: akraba yemeklerine Götürüyorlar Tanya’yı her gün Ninelere ve dedelere göstermeye Onun dalgın uyuşukluğunu. Uzaktan gelen akrabalar, Her yerde kibar karşılanıyor, Bağrış çağrışlarla, pastayla börekle. “Tanya nasıl da büyümüş! Çok oldu Sanırım, ben vaftiz etmiştim seni! Nasıl da kollarımda tutmuştum seni! Nasıl da kulaklarını çekerdim! Nasıl da zencefilli çörek verirdim! Ve koro halinde nineler diyor: “Geçti habersiz güzel yıllarımız!” Ama onlarda bir değişiklik yoktu; Her şeyleri eskisi gibiydi: Knyajima Elena Teyze’de Yine aynı tülden şapka; Hâlâ pudralanıyor Lukerya Lvovna, Hâlâ yalan söylüyor Lyubov Petrovna, İvan Petroviç yine aptal, Semyon Petroviç yine cimri, Pelageya Nikolayevna’da Hep aynı arkadaş, mösyö Finmuş, Ve aynı Pomeranya köpeği, aynı koca; Koca hâlâ bir kulüp müdavimi, Yine hep uysal, hep sağır Ve hep yiyip içiyor iki kişilik.
Sayfa 344 - Alfa Yayınları
Ne kederli oldu bana gelişin, Bahar, bahar! Aşk vakti! Ne kadar boğucu bir heyecan Ruhumdaki, kanımdaki! Nasıl ağır bir keyifle Tadını çıkarıyorum esintiyle Yüzüme esen baharın Köy dinginliğini göğsünde! Ya da tuhaf ama bezdiriyor mu Sevindiren, yaşayan her şey, Akıp giden ve ışıldayan her şey Sıkıntı ve yorgunluk mu veriyor Çoktandır ölü olan ruhuma Ve hep karanlık mı görünüyor ona? Ya da dönüşüne sevinmeden Kayıp sonbahar yapraklarının, Hatırlıyor muyuz acı bir kaybı, Ormanların yeni gürültüsüyle; Ya da canlanan doğayla birlikte Utangaç bir fikirle yaklaşıyor muyuz Dönüşü olmayan Yıllarımızın kaybına? Belki de, aklımıza geliyor Şiirsel bir rüyanın içinde Farklı, eski bir bahar Ve bir kalp ürpertisiyle uyanıyor Uzak bir yerin hayali, Mucizevi bir gecenin, bir hilalin…
Sayfa 304 - Alfa Yayınları