Günün gürültüsü dindiğinde ölümlüler için
Ve kentin dilsiz sokaklarını, alanlarını
Örttüğünde yarı saydam gölgesi gecenin
Ve gündüz emeklerinin ödülü uyku;
Benim için üzücü uyanıklık saatlerinin
Başladığı zamandır bu.
Gece eylemsizliğinde daha bir yakıcıdır
İçimde yürek azaplarının yılanları;
Kamaşır ezilmiş aklımı sıkıştırır.
Anımsayış açar önümde
Sessizce uzun tomarını:
Ve ben okuyarak yaşamımı irkiltiyle
Titrerim ve ilenirim,
Acıyla yakınırım, acı gözyaşları dökerim-
Yıkayamam fakat kederli satırları.
Ne yazık! Anımsatıyor bana
Senin acımasız şarkın
Bozkırı, geceyi ve ay altında
Çizgilerini, çok uzaklarda, mutsuz bir kızın.
O elem dolu, sevgili imgeyi
Unutuyorum seni görünce ben;
Fakat şarkın başladı mı bir kez
Canlanıyor o karşımda yeniden.
Boş siz'i yürekten sen'le
Değiştirdi o, sürçerek dili
Ve uyandırdı sevdalı gönülde
Tüm mutlu düşleri.
Duruyorum karşısında düşünceli,
Ayrılamıyor ondan gözlerim;
"Ne kadar hoşsunuz!" derken dudaklarım,
"Seni nasıl seviyorum!" diyor kalbim...
Sıkılır dünyasal eğlencelerden,
Yabancılaşır insan konuşmalarına,
Ve indirmez gururlu başını
Avam putunun ayaklarına;
Kaçıp gider, yabanıl ve sert,
Seslerle dolu ve ruhsal çalkantılarla,
Kıyılarına ıssız dalgaların,
Ve uğultulu ormanlara...