Uzun lafın kısası, boş yere kaçmışım! O gün bir jandarmanın apartmana girdiğini görmeseydim, hayatımın akışı farklı olurdu.
Daha mı iyi olurdu, yoksa daha mı kötü? İnsan hala soluk alıp bu soruyu sorabiliyorsa, bu türlüsü pek de fena olmamış demektir.
Bir başkası olsa, derler ya, “içini döktüğü için” rahatlardı... Ben rahatlamadım! Öfkeliydim, kendime karşı öfkeliydim. Bana hep böyle olur. Kelimelerin tadını unutacak kadar uzun süre susarım ve birden bent yıkılır, içimde ne varsa, tuttuğum ne varsa boşaltırım, bitmez tükenmez bir gevezelik başlar; daha çenemi kapamadan pişman olmuşumdur bile.
Buraya kadar neyse ama, çocukları ana babalarının görüşlerini, anlık beğeni ya da sıkıntılarını ifade eden isimlerle gülünç düşürmek gerçekten de çok ayıp, siz de takdir edersiniz ki bir isim bembeyaz sayfa olmalıdır ki, kişi ömrü boyunca yazabileceği ne varsa yazsın.