"Ey iman edenler! Niçin yapmayacağınız/yapamayacağınız şeyleri söylüyorsunuz? Yapmayacağınız/yapamayacağınız şeyleri yapacakmış gibi konuşmanız ve söylemeniz, Allah katında büyük bir öfke nedenidir." (Saff, 2-3)
•Ayet, bize sürekli bir iç muhasebe yapmamız gerektiğini de hatırlatır. Söylediklerimize dikkat etmek, sözümüzü tutmak ve bu suretle Allah'ın hoşnutluğunu kazanmayı amaçlamak müminin sorumluluğudur.
Aksi halde söz ile fiil arasındaki mesafe derinleştikçe kişilik zaafa uğrar, mümin kimliğinin özü zedelenir.."
"Zikirle tatmin bulan bir kalbin yönü bellidir: Kıblesi Allah'tır. Böyle bir kişi, moda akımlarının, sosyal dayatmaların, geçici arzuların rüzgârında savrulmaz. Onun sözü arınmış, yürüyüşü vakur, duruşu asaletlidir. İnsanların takdirine değil, Rabbinin rızasına taliptir. Buyüzden şekilden şekle girerek insanlara yaranmaya çalışmaz; hak bildiği yolda istikametle yürür ve asla taviz vermez. Zikirle inşa olan bu iç özgürlük, kişiliği şekillendirir, ahlakı güzelleştirir. Bu, bağımsız bir benlik inşasıdır. Çünkü gerçek özgürlük, yalnızca Allah'a kul olabilmekle mümkündür. Ve bu özgürlüğün en güçlü anahtarı da zikirdir."
"Gerçek erdemli bir kişilik. Yalnız Allah'a iman edip O'na hiçbir ortak koşmadan teslim olmakla başlar. O'nun emirleri ölçü, nehiyleri sınırdır. İnsanların akılları ile uydurduğu kanunlar geçici; Allah'ın hükümleri ise ezeli ve ebedidir. Tameli Tevhide dayanmayan hiç bir kişilik, görünüşte ne kadar süslü olsa da bir fırtınada yıkılacak çürük bir binadan öteye geçemez.
İzzet, yaratılmışların hükmünü bırakıp, Allah'ın hükmüne boyun eğmektir.
Erdem ise Allah'a kul olmayı şeref, O'nun rızasını en büyük gaye bilmektir. Bu teslimiyet, insanı hem bu dünyada vakar sahibi kılar. Hem de ahirette ebedi saadetin kapısını açar."