HUZURSUZLUĞUN KİTABI – FERNANDO PESSOA
Gerçekliğin peşinde değil, hayallerin gerçeğinde koşan ve bunu da reddeden şair, felsefeci yazar, nasıl da zor okunan şeyler yazmış. Çeviren de epey sıkıntı çekmiş olmalı. Bilinçli bir şekilde bazı şeyleri bozduğunu çünkü anlamı böyle yakaladığını söylüyor. Örneğin ‘’Ben beni varım.’’ Zaten sa:288’de dilbilgisi kurallarına bağlı kalmanın kural olmadığını açıkça söylüyor. Anlaşılmayı bu da zorlaştırıyor. Tamlamalar eksik, hal ekleri yerli yerinde değil. Karmakarışık, düzeltilmeye ihtiyacı olan günlükler gibi. Bilinçli yanlışlar. Kitaptaki yazım yanlışlarını düzeltmeye başlamıştım. Sonra bıraktım. Meğer bilerek yapmış.
Bazı cümleleri tekrarlayarak okudum, yine de anlamadıklarım oldu. Bu metin, şiirin felsefesi ya da felsefenin şiiri. Pessoa da adını koyamazdı.
‘’Hiçbir zaman anlaşılmak istemedim. Anlaşılmak, kendini satmak gibi bir şey. Ciddiye almıyorsam da ciddiye alınmayı ve nezaket ve doğallıkla bir insan olarak görmezden gelinmeyi tercih ederim.’’ diyor. Pekala seni anlamayan çok Pessoa. ( Nasıl da biliyorum aslında tam tersini söylediğini ama … neyse ) Anlaşılmayınca zevk alan ve bunu söyleyince tersini isteyen çünkü aslında kafasının içindeki hayal dünyasının gerçeğinde anlaşılmak isteyen… Değilin değilinin değili felsefesi ve mantığı.
Pessoa tam bir pesimist, nihilist… Sadece hayallerindeki gerçeğin peşinde koşan bu gerçeği de duygularıyla değil düşünceleriyle değerlendiren ve yazan bir adam. Çelişkilerin boğduğu, hassas bir duyarga. Duyguların değil de duyuların hayalleri. Evet anlaması da zor anlatması daha da zor.
Yaşamı da epey karışıkmış, hayaletlerin ve kendi kişiliklerinin gölgesinde yaşamış ve pek çok isimle de yazılarını yayımlatmış. Spiritüel yaşama ilgi duymuş ve bazen de içinde kaybolmuş. Hatta