"Burası, seçimlerinin sorumluluğunu üstlenip kendi hayatının direksiyonuna geçme cesareti olanlara göre tasarlanmıştır. Hayatın trafiğinden korkup bu cesareti zaman zaman içinde hissedemeyebilirsin, bu yenildiğin anlamına gelmez. Vazgeçmediğin sürece doğru seçimi yapmak için her zaman şansın vardır. Seçmekten vazgeçip hayatı akışına bırakmaya karar verdiğin anda bu binayı terk et. Vazgeçerek kendine ihanet eden birinin burada hiç bir işi olamaz."
""Anlamıyorum... Hani yardım etmek zehirlemekti? Kişi ancak kendine yardım edebilirdi. Almamız gereken her ders, her yardımla ertelenebilir, daha kötüsü bizi engelleyebilirdi? Kendi reformumuz olmadan doğamazdık hani, doğum rahimden çıkmak değil, yaşarken yolunu bulmaktı hani... Siz beynime işlediniz tüm bunları, ben de inandım, daha da ileri gittim ve uygulamaya başladım. Şimdi benim size olan inancıma ihanet etmemi mi istiyorsunuz?" dedi. Ada'nın gözlerindeki ateş Deniz'i sarstı. Deniz'in inandığı her şey şimdi karşısında dikilmiş hesap soruyordu."
"Deniz, elindekinden bir nefes daha alıp, "Ben buraya kendi potansiyelimi yaşamaya geldim ve hayatımı diğerleri uyansın diye bir alarm gibi harcamayacağım, herkes kendinden sorumlu." dedi.
...
Can merak etmişti, sordu,"Niye öğretmenlik yapıyorsun o zaman? Niye devlet üniversitesinde insanlarla çalışıyorsun? Burada bir çelişki var."
Deniz, "Niye çalışmayayım ki? Yapılabilecek en kolay iş, kirlenmemiş insan yavrularıyla çalışıyorum, sistem onları zehirlemeden önce." dedi."
"Bu kadın, bir erkeğin istediği her şeye sahip, kadın vücudunda yaramaz bir kız çocuğuydu. Bedeniyse hiç yaşlanmayacak bir ruhun yansımasıydı. Can, Duru'nun sesine teslim oldu. Anlattığı hikayeden nefret ediyor olsa bile, bu sesten çıkan her şey keyif vericiydi."