"Bir toplumun yanlış yorumlayarak uyguladığı kurallardan Islâm'ı değil, sadece o toplumun cehaletle şekillenmiş insanlarını sorumlu tutabilirsin. Bilgiyi suçlamak, kaynağı inkar etmek... bu yağmalanmaya yol vermek olur."
"Herhangi bir şey olabilirdi cehennem ve hiç anlamadan, fark etmeden sahip olabilirdiniz o cehenneme. Ada için Deniz'in kendisine duyduğu tiksinti, Deniz için Duru'nun ihaneti, köşede bekleyen şu mahvolmuş küçük çocuk için belki de annesizlik, kaldırıma oturmuş şu adam için yavrusunun kalbine saplanan bir bıçak, ölmek üzere olan şu köpek için belki de susuzluk... Cehennem sınırlandırılmış bir yer değildi, anlamı parçalayan bir şeydi. ... Bazen bir türlü karşılanmayan bir ihtiyaç, bazense bir türlü unutulamayan bir andı cehennem."
"İnsan kendi için doğmaz mı? Kendi için yaşaması gerekmez mi? Niye bu feda ediş, nereden geliyor bu Don Kişotluk? Kendi hayatını yaşamak, mutlu olmak yerine, neden bunca sıkıntının içine atmak istiyorsun kendini?" demişti. Özge düşündü... Cevaplamaya hazır olmadığın soruya soruyla cevap vermek en iyi cevaptı: "İnsan insan olmak için doğmaz mı? Korkmadan doğru olduğuna inandığı şeyi yapması gerekmez mi? Bunca sıkıntı varken, kendi hayatını yaşayabileceğin, etrafında olan bunca adaletsizliğe rağmen mutlu olabileceğin yalanını nasıl söyleyebiliyorsun kendine?"