Bazı şehirler haritada değil, insanın içinde yaşar.
İstanbul da öyleydi.
Asfaltın altı unutuluşla doluydu. Tramvay rayları hasreti taşırdı.
Buğulu camlara yazılan niyetler silinmeden kalırdı.
Boğaz, bakmaktan korkan gözlerin yerine bakardı.
Galata, söze dökülmeyen cümleleri taşırdı.
Fener’in taş duvarları ise suskunluğun sesini yankılardı.