Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve kalemine o kadar hayran kaldım ki... Aşık oldum diyebilirim. Bu nedenle elime geçen ilk fırsatta diğer kitaplarını da alıp büyük bir hevesle okudum.
Yazarın diğer birkaç kitabında da olduğu gibi bir bölüm geçmişten bir bölüm şimdiden okuyoruz ve geçmişteki küçük Yusuf'un ne acılar çektiğini, ne zaman ana hikayeye bağlanacağını merakla bekleyerek okuyor, olayların ne zaman tam anlamıyla düzlüğe çıkacağını öğrenmek istiyorsunuz. Kitaptaki betimlemeler çok güzeldi ve okumamın üstünden 5 sene geçmiş olmasına rağmen bir benzetmeyi hala dün okumuşum gibi hatırlıyorum.
"Çam gölgesi vurmuş denizin yeşili..."
Kaptan'ın aşkı Ersegül için söylediği o anlamlı benzetme... Barlas'ın da bir gün tam da o benzetmeyi yaparak anlattığı bir çift göz...
Bir şans vermeyi düşünüyorsanız daha fazla beklemenize gerek yok, alın ve hemen okumaya başlayın.
Kitap gayet güzel ve heyecan doluydu. Hannah Baker adlı genç bir kızın aslında adım adım nasıl ölüme gittiğini, intihar etmeden önce kaydettiği kasetler sayesinde öğreniyoruz. Lise hayatı facialarla dolu olabiliyor bazılarımız için. Çıkardığımız dedikoduların bazılarını nasıl yaraladığını bilemiyoruz. İşte tam da bu konulara değinip, bizleri uyarıyor bir nevi. Dizisi de varmış. İlk bölümünü izledim. Biraz kitaptan farklı sanırım. Ama yine de izlemeye devam edeceğim. Şiddetle okumanızı tavsiye ettiğim bir kitap. Mutlaka bir ders çıkaracaksınız.