Sibel Güneşdoğdu

Sibel Güneşdoğdu
Binlerce kitabın okuru, binlerce sözcüğün yazarı...
Geliştirici Kitap Editörü/ Yazar
Dm'den Yazmayın Lütfen
İstanbul
363 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
“Önündeki kâğıdı, canını almak ister gibi bir öfkeyle iki elinin arasında sıktı, buruş buruş etti, açık camdan fırlatıp attı. Yatağına yüzüstü uzandı, iki eliyle gözerini kapatıp bir süre öyle kaldı. Birden yeniden kalktı. Bu kez kalemi aldı masadan. Asude’nin, İstanbul’a gelişinden hemen önce armağan ettiği dolma kalemdi bu. Mektuplarını bu kalemle yazmasını istemişti kız. Bir an için duraksadıysa da kalemi de açık pencereden dışarı fırlattı. (…) Kapattığı gözlerini kollarına yaslamasıyla iyice koyulaşan karanlıkta, kitaplarının kapışıldığı, her yeni eserinde gazetelerin günlerce kendisinden bahsettiği, okurlarının kitaplarını ona imzalatmak için yarıştığı, yurt dışındaki önemli toplantılara davet edildiği yazarlık hayalleri titremeye başladı. (…) Bir kitapta okuduğu cümle geldi aklına: “Yazarlar, karanlıkta kalan toplumların parlak yıldızlarıdır.” O, hiçbir zaman böyle bir yıldız olamayacaktı. En berrak gecede bile kimse tarafından fark edilmeyen, hatta kaydığını görenlerin zahmet edip dilek tutmayacağı sönük bir yıldız olmaktansa hayalinden vazgeçmeliydi.”      
Sayfa 147·Kitabı okudu
Reklam
"Üzüleceğin ve kırılacağın anların olacak. Olsun üzül, olsun kırıl, gel omzuma ağla. Çünkü hepsi geçecek. Hatta üzüldüğünde ve kırıldığında, o an, o olayın içinde bir ironi yakala ve gül haline. Hepsini gerçek sanıyorsun ancak değil. Sen gülünce, sıkıntı, hüzün, endişe dağılacak. Hayatında güller açacak. Hemen fark etmeyeceksin çünkü zaman ayarı olan bir dünyada yaşıyoruz. Sadece bil, geçecek..."
"Her zaman kocaman bir kalbin olduğunu hatırla. İçinde sonsuz sevgi barındırıyorsun. Bu sevgiyi vermekten hiç çekinme. Seni uyaranlar da olsa, nasıl bu kadar iyisin o sana kötülük yaptı deseler de bil ki herkes sadece ve sadece kendine kötülük yapabilir..."
"Kendini çok sev. Kendini çok sevmek, kibir değildir. Kendini çok sevmek kendini bütün olarak görmektir. Hatalarınla, eksikliklerinle kabul etmektir..."
  “Gecenin o vakti o yorgun haliyle bile kuantum ve zamana ilişkin fikirler geçti beyninden saatine duyduğu kızgınlıkla. Evren tek bir fotoğraf karesi gibi anlardan ibaret bir sinemaydı. “An”ı temsil eden bu film şeritlerinden sonsuz adet vardı. Termodinamiğin kanunları da sıcağı soğuğa doğru kaçırarak bu “An”ları oynatan, ona dinamizmini veren bir sinemaskoptu. Filmin algılayabildiğimiz kısmına “yaşam” deniliyordu. Oysaki koca evrende bu filmin tümü yani geçmiş, şimdi ve gelecek aynı anda mevcuttu…”  
Reklam