"...Bir yerde okumuştum, birbirlerini rezil olmaktan esirgemek Asyalıların kültürlerinde varmış, bu yüzden bu kadar kibarlarmış. İçlerinden sizi yerden yere vurabilirlermiş ama en azından görünüşte başınız dik bir şekilde oradan gitmenize müsaade ederlermiş..."
"... Yazmak gerçek sihre en yakın şey. Yazmak hiçlikten bir şey yaratmak, başka diyarlara kapılar açmak demek. Yazmak gerçek dünya canınızı fazla acıttığında kendi dünyanızı şekillendirme gücü verir insana. Yazmayı bırakırsam ölürüm. Kitapçıda kitapların sırtlarına özlemle dokunmadan, bu kitapların raflara gelene kadar geçtikleri uzun editöryel süreci merak etmeden ve kendi deneyimlerimi yad etmeden dolaşamam bir daha..."
"...Kendi anneme karşı hislerimin çok da satır arasında kalmayan bir keşfi niteliğinde bu hikâye; babamın ölümünden sonra aniden değişmesiyle, bir zamanlarki hâlinin, belki benden çok da farklı olmayan maceracı genç kızın dünyayla arasına duvarlar örmesiyle ilgili. Ebeveynlerimizin kim olduğunu bilmek istemekle ilgili. Onlardan asla alamayacağınız şeylere ihtiyaç duymamızla..."
"... Belki de Highlander Sendromu'ydu bu- böyle bir şey okumuştum, ötekileştirilen grupların mensupları kendilerine benzeyen insanlar başarılı olmaya başlayınca kendilerini tehdit altında hissedebiliyormuş. Kendimden biliyorum, ne zaman genç bir kadının ilk romanının yaptığı sükseyle ilgili bir haber okusam gözlerimi oyasım geliyor..."