komşumuz ihtiyar bir türk olan hüseyin ağa çok yoksuldu, hanımı, çocukları da yoktu. akşam eve geldi mi, avluda diğer ihtiyarlarla oturur,
çorap örerdi. ermiş bir adamdı hüseyin ağa. bir gün beni dizlerine aldı; hayır duası eder gibi elini başıma koydu; aleksi dedi, `bak sana bir şey söyleyeceğim, küçük olduğun için anlamayacaksın, büyüyünce anlarsın. dinle oğlum, tanrı`yı yedi kat gökler ve yedi kat
yerler almaz; ama insanın kalbi alır, onun için aklını başına topla aleksi, hiçbir zaman insan yüreğini yaralama
Söylediklerine inandığından şüphem yok. Bir yalanı yeterince uzun süre söylersen bir gün önünde sonunda ikna edersin kendini. Yarattığın yalan, seni yaratır kendinden. Kendine dönüştürür, kendi kılar. Ama için de bir yer, derinde, mutlaka bilir. Bir his, bir vicdan sızısı, ya şayıp yaşamadığından emin olamadığın bir anı gibi dürter du rur
Hayat sonsuz seçenekleriyle uçsuz bucaksız, şahane bir bilinmezlik olarak önünde uzanıyorken, garip bir kibre ka pılıyor insan. Kibir denemez aslında, cehalet. Başına kötü şeylerin gelme ihtimalini düşünememe cehaleti.