John steinbeck bir çok duyguyu o kadar güzel anlatmış ki dostluk ve hayaller üzerine yazılmış daha iyi bir eser var mıdır bilmiyorum. Bunu ilk kez orta okul yıllarımda okuduğumda george'a çok kızdığımı hatırlıyorum, uzun zaman sonra bugün tekrar elime geçti ve bir çırpı da tekrar okuma fırsatı buldum. bittiğinde george'a ister istemez hak veriyorsunuz. bu kitap da yoksulluğu, yoksul insanların masum hayallerini, onlara ulaşmak için çekilen sıkıntıları ve en önemlisi dostluğun gücünü görmek mümkün. hikayede herkes çiftlik hayalini lennie'nin kurduğu bir hayal sanır aslında tam tersi george kurduğu hayalde en yakın dostuna yer vermiştir. ikisi de bunu o kadar çok benimser ki gerçek olmayacağını bile bile zamanla buna inanırlar. kitabın ortasında geçen candy'nin söylediği "köpeğimi kendim öldürmeliydim, george. bir yabancının köpeğimi öldürmesine izin vermemeliydim." sözü aslında yazarın bizi nasıl bir son beklediğinin ipucunu verdiği yerdir. hikayede herkes yalnızdır george ve lennie de kimilerine göre yalnız sayılabilir ama bana göre bu hikayedeki tek bütün parça onlar ve dostluklarıdır. crooks ve candy gibi hayattan bir beklentisi olmayan iki kişinin bu dostluğu görüp yanlarına gitmek istemesi ve hayallerine ortak olmaya çalışması da bunun göstergesidir. kitap da bana göre en yalnız kişi ise şüphesiz curley'nin karısıdır. herkesin ondan kaçması veya nefret etmesi ilk başta onu kötü bir karakter gibi gösterse de aslında hikayedeki en gizemli karakterlerden biri. tek derdi aslında konuşacak, sohbet edecek birilerini bulmak olan, istemediği bir adamla evlenmiş bir kadının o zaman ki şartlarda nasıl bir tepki ile karşılaştığını anlatmış burada steinbeck. bir diğer dikkatimi çeken olay ise george her hayali anlatışında söylediği ve diğer insanlar ile aralarındaki farka