İngilizcede, “You are what you reject” diye bir söz var, yani ” Sen reddettiğin şeysin.” Kelime-i tevhid reddetmekle, yani “lâ” diye başlıyor. Dünyevi iktidarları itiyoruz; Allah’tan başka ilah yoktur, başka bir şeyi ilah kabul etmiyoruz. Reddedebildiğimiz, istiğnada bulunabildiğimiz kadarız.
Batı‘nın size sunduğu imkânlar çok hoşunuza gider. Yaşamak için oraya gitmek istersiniz ama mühim olan şu: Müstağni kalabiliyor musunuz? Bu ciddi bir hesaplaşma. Batı sizin sinir uçlarınıza dokunuyor. O uçlar hassas. Ben de iyi bir arabaya bineyim diyorsunuz, ben de şu elbiseyi alayım, ben de şu markayı giyeyim. Varlığınızı araba, marka, elbise üzerinden inşa ederseniz bitmiştir. Egonuzun, nefsi emmarenizin ötesinde şeyler var: kalbiniz, zihniniz, değerleriniz.”
Bir yazar, "yası tutulamayan hayatlar"dan bahsediyor. Bana çok dokunaklı gelir bu ifade. Irak'ta, Afganistan'da, Somali'de insanlar öldüğünde yasları tutulmuyor, onlar sadece istatistik oluyor. Beş bin kişi denizi geçmeye çalışırken boğuldu ve etkisi olmadı ama Fransa'da 30 kişi terör saldırısında öldüğünde tüm dünya aynı anda yasa boğuldu.