Napolyon olduğunu sürekli düşlemekten hoşlanan adamla, kendini Napolyon sanan adam arasındaki fark, mutlu hayalci ile mutsuz şizofren arasındaki farktır.
Ama kendi bilincimin gidiş gelişleri, hayalleri, gerginlikleri arasında, kendim olduğum, bir benim olduğu duygusu da bir suçluluk duygusu gibi ağır ağır içime işlerdi.
Baştan sona, ama daha çok kitabın sonunda, edebiyat psikolojisinde anlatısal sürüklenme ve özdeşim diye tabir edilen büyüleyici bir duruma girdim.
Destansı dille, karakterlerin acısını, öfkesini ve çaresizliğini, doğrudan kendi bedenimde simüle etmiş oldum. Kelimeler bir ağıt gibi döngü içinde ve hipnotik bir ritmin içindesiniz.
Karakterlerin içsel çalkantıları; Ağrı Dağı'nın doğasıyla birleşerek, doğa ve insan bütünlüğü üzerinden, insanlığın bin yıllık ortak hafızasındaki trajedilere dokunmuştur.
Okuma deneyimimde; iyi bir edebiyatın insan zihnini ve ruhunu dönüştürme, onu başka bir gerçekliğe hapsetme gücünün en canlı yansımasını gördüm.
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,2bin okunma
Edebiyat dünyasında eşi benzeri az bulunan, kendine has bir türe sahip.
Dinlerin kurumsallaştıktan sonra nasıl birer güç odağına dönüştüğünü, farklı inanç sistemlerinde kadının nasıl ikincilleştirildiğini, ve dinlerin resmi öğretilerinden ziyade, sıradan insanların inancı nasıl yaşadığına odaklanmıştır.
Sarayları, kralları ve generalleri değil; köleleri, madencileri, yerlileri ve sanatçıları anlatır. İlk insandan modern çağa kadar uzanan binlerce yıllık insanlık deneyimini küçük parçaları birleştirerek devasa bir resme dönüştürür.
Kısacası Galeano; dinler ve insanlık tarihini, egemenlerin yazdığı yalanlardan temizleyerek okuyucuya AYNALAR tutmaktadır.