Ünsüz Düşünür

Ünsüz Düşünür
@Famelessthinker
Doscendo discimus
Yakın bir geçmişte, bu kitabın yazarlarından bir tanesi, savaşmanın gerçekten de erkeklerin cinsel çekiciliğini artırıp artırmadığı konusunda bir araştırma yapmıştır. İngiltere ve Hollanda üniversitelerinde gerçekleştirilen bu araştırma kapsamında, kız öğrencilerden hayali bir asker üzerinde (John) yazılmış farklı senaryoları okumaları ve bu askeri cinsel yönden çekici bulup bulmadıklarını belirtmeleri istenmiş. Birinci senaryoda John, İngiltere ve Hollanda’dan ayrılmış, ikincisinde özel bir misyon kapsamında gönderildiği Afganistan’da çatışmalara katılmış ve üçüncü senaryoda savaşta gösterdiği kahramanlık karşılığında kendisine bir de madalya verilmiş. Kız öğrencilerin verdikleri yanıtlardan John’u en çok çatışmalara katıldığı ve kahramanlık mertebesine eriştiği senaryolarda cinsel yönden çekici buldukları ortaya çıkmış; sonuç itibarıyla bu iki senaryo arasında herhangi bir fark yoktur oysa. Bu araştırmanın devamı niteliğinde yapılan bir başka araştırmada ise John’un savaşta gösterdiği kahramanlık nedeniyle bir madalyaya layık görülmesinin, doğal bir afet anında gösterdiği kahramanlık nedeniyle madalyaya layık görülmesinden daha çekici bulunduğu ortaya çıkmış.
Sayfa 249·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·576 syf.·
9 günde okudu
·
2025 10. kitabı
Mithat Cemal Kuntay
8.3/10 · 3.388 okunma
Ölümden daha korkunç şey vardı, ölümün ayak sesi! Gelen ölümün kendisi görünmeden duvara vuran gölgesi! İhtiyarlık bu gölgeydi, bu sesti! “İhtiyar” misafirlikte çok oturan adamdı; onunla artık konuşmayacaklar, ne vakit gidecek diye bekleyen gözlerle ona bakacaklardı. “İhtiyar”a edilen hürmetler bile, gittiği yerde oturmasın diye insanların onunla ayakta görüşmeleriydi. “İhtiyar” güzel ölmekten bile mahrumdu. Adının önüne taktığı kibrit bile sönerken boynunu bükerek hazin bir mızraptı. Cenazesini taşıyanlar bile ona değil baska şeylere konuşacaklar, ağlayan olursa ölüye değil, ölüme ağlayacaktı. Bu kadar merhametsiz bir ölüm ne büyük cezadır! Çok yaşamak bu derece büyük bir kabahat mi?
Sayfa 520·Kitabı okudu
Alıntı
İçeride dans başladı. Sokakta zehir gibi bir soğuk, yağmur, çamur ve işgal askerleri vardı. Dışarıdaki zulmün ve kışın korkunç kimsesizliğini sezecek bir tek kişi bu salonda yoktu. Vatansız olmak ne iyi şeydi: Pencereler boştu, ufukta biten mezarlığı kimse görmüyordu. Zaten herkes salonun ortasında birikmişti.
Sayfa 429·Kitabı okudu
Alıntı
Nail, Adnan’ın dedesi Çelik Mehmet Paşa’yı ötede beride anlattıkça, Adnan da Nail’in elçi olmayışına ötede beri de hiddetleniyordu. Kendi kendine kaldığı zaman da ona acıyordu: Karı kocalık denen şey ne tehlikeli şeydi! İnsanın kırk yılda biriktirdiği namusu bir kadının elinde bulunuyordu. İnsan “koca” olduğu için başka iki kişinin işlediği günahın cezasını çekiyordu; haberi olmadan bedbaht oluyordu. Halbuki insan felaketini bile bile taşırsa yükü hafiflerdi. Hatta, felaket, eğer Nail’e karısının taşıdığı bir yükse, insan onu öğrenince fırlatır, atardı. Fakat ya felaketten insan Nail gibi haberi olmazsa? Bu nasıl felaketti? Kim bilir kaç defa yenileceksin bir felakete! Hem ona gülecekti; o, güldüğü olduğunu bilmeyecekti. İşte evliliğin en korkunç tarafı! Kadın erkekten bunun için kuvvetliydi!
Sayfa 424·Kitabı okudu
Alıntı