Ziyarete gidiyor evet, ayda bir bile değil gerçi. Gidip oturuyor sadece ama elinden bu kadarı geldiğinden, yoksa başka şeyler de yapardı, ne de olsa yaşıyor abla, bir ağaç gibi yaşıyor ama o da bir şeydir, yaşayanlar için her zaman yapacak yeni bir şey vardır.
Köpekler ölüme yaklaştıkça bakışlarında bir derinlik peydah oluyormuş gibi geliyor Sait'e; belki de sadece köpekler değil, sükûnetle ölebilen bütün canlılar böyle. (Sait daha önce birkaçını gördü: Köpekler, kediler, iki kuş, bir tavşan, bir insan...) Şimdi önündeki köpeğin ruhunun yavaş yavaş çekildiğini, bu son çekilme esnasında bir takım hakikatlerle karşılaştığını düşünüyor. Karşılaşıyor belki, evet, ama bu durum sarsmıyor onu, çoktan biliyordum zaten, der gibi bir hali var, anlamıştım. Gene de gerçeği karşısında böyle olduğu gibi görmek başka, bunu ancak yaşayan bilir, bilir ve kimseye anlatamaz -hayır, dili olsa da anlatamaz, sırası gelen yaşar ve görür. Köpeğin bakışlarının Sait'e anlattığı tek şey bu: Sıranı bekle, yaşa ve gör.