Bakışın her türlü müziği çalar...
Sessizliğin sihirli şiirler söyler...
Dalgın dalgın gözlerin aşkla bağırır...
Kara kara saçların simsiyah gökyüzüne...
Dudakların kırmızı güle...
Hayalin güzel bir tabloya benzer...
Aşkı hatırlatırsın bana...
Nurun Mehtap gibi aydınlatır yolumu...
Parlaklığın beni kör etti, bu güneşin hiç sönmez mi...
Susuşun çok şey anlatır...
Derman mısın yarama...
Yoksa bu yarayı açan sen misin...
Gözlerindeki güneş söndü mü...
Yoksa kış geldi mi meçhul hayalim...
Harflerimi karıştırdın mı...
Sana yakışan bir kelime yok zira...
Sigaranın dumanında hiç görmediğim çehren...
Dost yıldızlarımın ortasında gülüşün...
Beni teselli eden ayın yanında gözlerin...
Bana refik oluyor meçhul hayalim...
Kırmızı gülü tutuyorum, gerçekten görkemli...
Fakat dikenli meçhul hayalim...
Yoksa sen benim kırmızı gülümsün mü...
Bir yolculuk edelim mi hayal âlemine...
Belki orada bulurum seni meçhul hayalim...
Sanki uçsuz bucaksız bir yerdeyim...
Seni bulamıyorum fakat yine de arıyorum...
Belirsiz yüzünü hâlâ arıyorum meçhul hayalim...
İçimde bir hicran hissi var ki...
Kalbimi kemirliyor acımaksızın...
Zira hayalinde bile bir ayrılık var meçhul hayalim...
Oysa sen beni hiç bulmadın terk edeceğin...
Son bir buluş olsun rüyamda meçhul hayalim...
Müptela olduğum bu belirsizlikten azat et...
Sal bu gariban ruhumu...
Ne kadar harfleri tüketsem, biter her harfi...
Fakat bu meçhul hayalin hiç son bulmaz...