Madem tiren yürürken inmeye bırakmıyorlar; İnenleri iyi sularla yıkamıyorlar;
İnsanı Bit Pazarı’nda kokmadan gömmüyorlar...
Sen bundan böyle ne yıllanmış şarap,
Ne de çınarın dibinde ihtiyar olacaksın;
Sen aylak aynaların ortasında aylak,
Tozların içinde toz, tirenin içinde yolcu,
Sen, ne kapının içinde,
Sen, ne kapının dışında;
Sen, Bit Pazarı’nda alıcı,
Sen Bit Pazarı'nda satılık eşya,
Sen, yaşasan yaşasan ölülerle beraber yaşayacaksın,
Sen, ne kapının içinde,
Sen ne kapının dışında;
Sen, ölsen, ölsen ölümle beraber öleceksin.
Sen, erkân koltuğuna kurulsan,
Ben, çıkıp şu kavukluğa otursam
Yıllanmış tozları tedirgin eder miyiz?
Şu kim bilir hangi Şeyh-ül-lslamdan kalma enfiye kutusundan
Bir tutam alsak, acaba
Uçmuş gitmiş enfiyenin masalıyla
Hapşırır mıyız dersin?