Gölgesinde otur amma
Yaprak senden incinmesin.
Temizlen de gir mezara
Toprak senden incinmesin.
Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince
Yat kurban ol İsmail’ce
Bıçak senden incinmesin.
Burdayım de ararlarsa
Doğru söyle sorarlarsa
Tabutuna sararlarsa
Bayrak senden incinmesin.
İl göçsün göçtüğün vakit
Yol yansın geçtiğin vakit
Suyundan içtiğin vakit
Kaynak senden incinmesin.
Toz konmasın sakın sana
Hakkı geçer halkın sana
Gücenmesin yakın sana
Uzak senden incinmesin.
Telefonu kapadı. Bir an hareketsiz durdu. Ruhum. Bu kelime onundu. Daha ziyade , nasıl işte , hani, sitemlerinin acılığını azaltmak istediği zaman kullanırdı bu sözü.
Modern ilmin şüpheci ve kontrolcü zekası , inanmadıklarından evvel şimdiye kadar inandıklarından şüphe etseydi , yirmi senede bir bilgisinin prensiplerini altüst eden inkilaplar karşısında şaşırmazdı.