Demirel, acar bir fırsatçıydı ve tutarsızlığa hazırdı, fakat bunu ne-olursa-olsun-iktidar oportünizmiyle değil, siyasal hedefini gerçekleştirme iradesine bağlı bir pragmatizmle yapıyordu.
O siyasal hedefi sanırım çok kabaca, modern bir kapitalist toplum ve parlamenter sistem sayesinde rıza üretim kabiliyeti yüksek bir ulus-devlet inşası, diye tanımlayabiliriz. Onun yaklaşık kırk yıllık siyasal hayatının krizleri, bu projenin yapısal krizleriyle doğrudan alâkalıdır.
Pragmatizmin Osmanlı devletlû dilindeki karşılığı, “halin icabı”dır. Demirel, “halin icabına” bakıyordu ve devletlû bakış açısından bakıyordu. 12 Mart ara rejimi sırasında kendisini “Devlet fikrinin adamı” diye tanımlamıştı. Demirel nazarında devlet, az evvel kabaca özetlediğim projenin daha da kaba, tek kelimelik özetidir.