Popüler olan her şeyden uzak kaldığımı burda takriben 85-90 kez belirtmişimdir. Bundan mütevellit bu kitap çıkar çıkmaz okuyup aradan çıkarmak istedim. İncelemeye de kitabı alış hikayemle başlamak istedim.
Her zaman gitmiş olduğum sahafa gittim. Kitabı alırken orda bir baba bir oğul muydu yoksa bir dede bir torun muydu tam bilmiyorum; "Yeni çıkmadı mı kitap? Bu kadar mı çok seviyorsun Orhan Pamuk'u?" dedi. Cevap vermeyecektim lakin sorusuna soruyla karşılık verdim. "Siz sevmiyor musunuz?" dedim. "Biz sevmiyoruz." dediler. Ben de neden sevmiyorsunuz diye sordum ve zırvaladılar. Düzgün iki cümle kuramadılar.
Bakın; bir yazarı, bir devlet adamını, bir sanatçıyı yahut herhangi birini sevmeyebilirsiniz. Bu en doğal hakkınız. Lâkin kendinizce bir sebebiniz olmalı. Kulaktan dolma üç beş cümle ile amcadan, dayıdan işitilmiş yüzde sekseni asılsız şeylerle sevmiyorum demek sadece beyin fukaralığıdır zannımca. Ülkemizin de en büyük sorunlarından birisi bu. Herkesin mutlaka sevmediği birileri var ve yüzde doksanı neden sevmediğini kendi de bilmiyor.
Orhan Pamuk'un siyasi tavrını vs ben de tasvip etmiyorum pek. Lâkin o bir yazar. Kendisiyle evlenmeyeceğim ya da kız kardeşimle falan da evlenmeyecek. Sanatçı kimliği ile ilgilenirim dolayısıyla. Kendisini okurum. Herkesin de okuması gerektiğini düşünürüm. Lâkin düşüncelerini isteyen kabul eder, isteyen kabul etmez. Düşünceleri, tavrı sanatçı kimliğini gölgeleyebilir ama yok edemez.
Orhan Pamuk romancılık konusunda bir markadır. Bunu bir kere kabul etmemiz gerekiyor. Nobel Ödülünü aldıktan sonra da çıtayı bence de yukarıya çıkartmış, gerçekten de güzel eserler yazmıştır. Kırmızı Saçlı Kadın'dan sonra Veba Geceleri ile de buna bir kez daha ikna etmiştir bizleri.
Yalnız bu roman diğer romanlarından çok daha farkı bir roman. Yıllar