Asma köklerinin, ağaç köklerinin yarattığı ürünler, fiyatları düşürmemek için yok edilecek. Ve işte bu hepsinden acı, hepsinden berbat... Kamyonlar dolusu portakal yere dökülüyor. Halk meyveleri toplamak için kilometrelerce uzaklardan geliyor. Ama halk, portakalları toplarsa, sonra nasıl gider de düzinesi yirmi sente portakal alır? Ve adamlar portakalların üzerine hortumlarla gaz fışkırtıyor. Yaptıkları bu cinayete ve meyveleri toplamaya gelen halka kızıyorlar. Milyonlarca insan aç, halka meyve lazım... Dağlar gibi yükselen sapsarı yığınlara gaz püskürtülüyor.
Ve çürüme kokusu bütün ülkeyi kaplıyor.
Kahveyi gemilerde yakıt olarak kullanın. Isınmak istiyorsanız mısır yakın, çok ısıtır. Derelere patates boşaltın, aç halkın patatesleri balık gibi tutmaması için derelerin kenarına adamlar koyun. Domuzları öldürün, gömün; dünyanın üzerine pis bir koku çöksün.
Kanunun suç saymadığı bir cinayet bu. Gözyaşlarıyla belirtilemeyecek bir keder. Bütün başarısızlıklarımızı hiçe indiren tam bir iflas. Bereketli toprak, dümdüz ağaç dizileri, güçlü ağaç gövdeleri ve olgun meyveler... Ve pellagra hastalığına yakalanan çocuklar ölecek. Çünkü portakal, kår getirmiyor. Belediye doktorları gömme kâğıtlarını dolduradursunlar... "Yetersiz beslenmeden ölmüştür," diye... Ama gıdanın çürümesi, çürütülmesi gerek.
Halk, patates toplamak için balık ağlarını alıp derelerin kenarına gidiyor, muhafızlar onları derelerin kenarına bile yaklaştırmıyor. Hurda otomobilleriyle yerlere atılmış portakalları toplamaya geliyorlar; ama bunların üzerlerine gaz dökülmüştü. Ve öylece durup, patateslerin derenin akıntısıyla birlikte nasıl sürüklendiğine bakıyorlar. Hendeklerde öldürülen ve sönmemiş kireçle üzer leri örtülen domuzların böğürtülerini dinliyorlar. Portakal yığınlarının ilaçlı çamur içinde gittikçe