Fatih Ozan

Fatih Ozan
@FatihOzan
İnsan akıllı okumalı ! 50 yıllık yaşantıda haftada 2 kitap bitirsek 5000 kitap eder. Milyonlarca kitaptan sadece 5.000 kitap bitirebilecekse bir insan, çok dikkatli seçim yapmalı. Akıllı okumalı..
Kitabın Ana fikri bu Olabilir..
Asma köklerinin, ağaç köklerinin yarattığı ürünler, fiyatları düşürmemek için yok edilecek. Ve işte bu hepsinden acı, hepsinden berbat... Kamyonlar dolusu portakal yere dökülüyor. Halk meyveleri toplamak için kilometrelerce uzaklardan geliyor. Ama halk, portakalları toplarsa, sonra nasıl gider de düzinesi yirmi sente portakal alır? Ve adamlar portakalların üzerine hortumlarla gaz fışkırtıyor. Yaptıkları bu cinayete ve meyveleri toplamaya gelen halka kızıyorlar. Milyonlarca insan aç, halka meyve lazım... Dağlar gibi yükselen sapsarı yığınlara gaz püskürtülüyor. Ve çürüme kokusu bütün ülkeyi kaplıyor. Kahveyi gemilerde yakıt olarak kullanın. Isınmak istiyorsanız mısır yakın, çok ısıtır. Derelere patates boşaltın, aç halkın patatesleri balık gibi tutmaması için derelerin kenarına adamlar koyun. Domuzları öldürün, gömün; dünyanın üzerine pis bir koku çöksün. Kanunun suç saymadığı bir cinayet bu. Gözyaşlarıyla belirtilemeyecek bir keder. Bütün başarısızlıklarımızı hiçe indiren tam bir iflas. Bereketli toprak, dümdüz ağaç dizileri, güçlü ağaç gövdeleri ve olgun meyveler... Ve pellagra hastalığına yakalanan çocuklar ölecek. Çünkü portakal, kår getirmiyor. Belediye doktorları gömme kâğıtlarını dolduradursunlar... "Yetersiz beslenmeden ölmüştür," diye... Ama gıdanın çürümesi, çürütülmesi gerek. Halk, patates toplamak için balık ağlarını alıp derelerin kenarına gidiyor, muhafızlar onları derelerin kenarına bile yaklaştırmıyor. Hurda otomobilleriyle yerlere atılmış portakalları toplamaya geliyorlar; ama bunların üzerlerine gaz dökülmüştü. Ve öylece durup, patateslerin derenin akıntısıyla birlikte nasıl sürüklendiğine bakıyorlar. Hendeklerde öldürülen ve sönmemiş kireçle üzer leri örtülen domuzların böğürtülerini dinliyorlar. Portakal yığınlarının ilaçlı çamur içinde gittikçe
Sayfa 418 - İletişim yayınevi·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Sadece bizde değil, her yerde gidişat pek iyi değil..
Geçenlerde gazetede okudum ve birkaç öğretmen otuzlu yıllarda ülke çapında birçok okula dağıtılan bir anket bulmuş. Ülkenin değişik yerlerinden gönderilip cevaplandırılmış ve doldurulmuş anket formları. Karşılaştıkları en büyük sorunlar diye sınıfta konuşmak ve koridorlarda koşmak gibi şeyler yazmışlar. Çiklet çiğneme. Ev ödevlerinde kopya. Bu tür şeyler. Doldurulmamış anket formlarından birini çoğaltıp yine aynı okullara göndermişler. Kırk yıl sonra. Cevaplar gelmiş. Tecavüz, kundakçılık, cinayet. Uyuşturucu. İntihar. Bunu çok düşündüm. Çoğu zaman dünyanın gidişatı kötü filan dediğimde insanlar gülümseyip yaşlandığımı söylüyor bana. Yaşlanma göstergesiymiş. Ama bana sorarsan insanların ırzına geçip öldürmekle çiklet çiğnemek arasında fark göremeyen bir insan benden çok daha kötü durumdadır. Kırk yıl o kadar uzun bir süre değil. Belki kırk yıl sonra bazıları uyanır. Çok geç olmamışsa.
Sayfa 160 - İthaki·Kitabı okudu
Roman-Edebiyat
Allah yolunda savaşmak demek..
"Bizim uğrumuzda mücahede edenler var ya, biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Şüphesiz Allah, mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir." âyetinde "mücâhede" ile "ihsân" arasında kurulan bağ da bu açıdan oldukça dikkat çekicidir. Âyette geçen mücâhede yalnızca Allah yolunda savaşmak anlamında olmayıp, Allah korkusu sebebiyle nefsi ve hevasıyla mücadele eden, Allah'ın rızasına ulaşmak için O'nun emirlerine uyan, günahlarına tövbe eden her insana izafe edilen bir fiildir.
Sayfa 259·Kitabı okudu
Din
Âyete göre insanın maddî yapısı toprağa dayanmak-tadır. Bundan dolayı insanın vücudundaki ve topraktaki elementler tamamıyla birbirinin aynı olup; insanın maddi varlığının devamı için topraktan gelen gıdalarla beslenmesi hayati derecede önemlidir. İnsanın manevî yapısı ise Yüce Yaratıcı'dan armağan olan ulvi bir ruha dayanır. İnsanın, maddî varlığını devam ettirebilmek için bu varlığının kaynağı olan topraktan beslenmesi gerektiği gibi, manevî varlığının da kendi öz kaynağından beslenmesi gerekmektedir. Bu beslenme: “أَلَا بِذِكْرِ اللَّهِ تَطْمَئِنُ الْقُلُوبُ" "Biliniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur."72 âyetinde zikir kavramıyla özlü bir şekilde ifade edilen iman ve itaate dair her şeydir.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Alıntı
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem seyahat esnasında bir yerden geçerken ordusuna; "Buradan çabuk geçin." buyurmuş. Sebep? Orada eskiden yaşamış olan günahkâr bir kavmin Allah'ın gazabına uğramış olması. Orada Salih aleyhisselam'ın Semud kavmi gazâb-ı ilâhîye uğramış. Onun için "Burada durmayın, hızlı geçin." buyuruyor. Gazâb-ı ilâhînin tecelli ettiği yerde durmak bile doğru değil. İnsan bir sürü günahkârın arasında durdu mu oraya bir ilâhî ceza geldiği zaman onların arasında "kurunun yanında yaş da yanar" denildiği gibi zarar görebilir. Müslümanları böyle günah işleyen insanların arasından bir kenara çekmek, bir kurtarmadır. Güzel bir şey, denize düşmüş bir insanı elinden tutup kurtarmak gibi güzel.
Sayfa 217·Kitabı okudu
Roman-Edebiyat
Reklam