Kekeme çocuklar korosu okuduğum ilk Tarık Tufan kitabı olmakla birlikte kendilerini bana çokça da beğendirdi.Değer verdiğim bir kişiden aldığım tavsiye üzerine, her ne kadar çoğunlukla ebook kullansam da yaşayan yazarlara saygımdan dolayıdır ki kitabı satın almayı tercih etmiş bulundum.Şu sıralar sınavlar ve ders yoğunluğumun içerisinde okuyup okumasam mı diye düşünürken göz atmak maksadıyla bir kaç sayfa okudum, daha doğrusu bir kaç sayfa okuduğumu sandım.Oysa ki yazarın kulağa hoş gelen üslubuyla kitabın neredeyse yarısına kadar geldiğimi farkettim.
Sunuş faslından sonra kitabın içeriğine gelmek gerekirse ; geceleri radyo programında hem kendisiyle hem de dinleyicileriyle konuşan, tartışan birinin çevresinde ilerlemekte.Kurgusal bütünlüğü çok net olmamakla birlikte zaman zaman anılarından bahsederken kimi zaman da dönemin sosyal ve siyasi konularına yüzeyel olarak değiniyor.Dönemin derken belirtelim ki bahsedilen dönem 90lar ve 2000 yılları arası, malumunuz bu dönemde oldukça sosyal ve de siyasal sıkıntıların olduğu aşikâr lakin ben bu konuları irdeleyerek samanlar üzerine kıvılcım çakmak niyetinde değilim.Yazar da aslında çok derine inmese de bu konularda, kişilere dair yaptığı çeşitli tahlilleriyle okuyucuda farklı hissiyatlar uyandırabilir, burada karar sizin, nasıl değerlendirirseniz anlatınlanları o doğrultuda yorumlarsınız yazılanları. Şunu da belirteyim ki kitabı dolu bir kafayla okumaya çalışmayın, aksi halde zati kısa olan kitaptan tam keyif alamadan bitirmiş olabilirsiniz.
Bilmiyorum sizi ne kadar etkiler etkilemez ancak kitapta kendisiyle tartışan karakter, benim de zaman zaman kendimle tartışıyor olmamdan dolayı hoşuma gitmedi desem yalan olur.Siz de bilirsiniz ki insan nereye giderse gitsin kendisinden kaçamaz, kurtulamaz.Kafanızın bir