Tarihte en çok kadın cinayetini işleyen müfteri ve ikiyüzlü laik demokratlar, kadının en izzetli ve en kıymetli olduğu devri karalama cüretini göstermektedirler.
Bugün işlenen cinayetlerin faili yalnızca tetiği çeken, bıçağı sallayan şahıs değildir; asıl fail, bu düzenin, bu rejimin ta kendisidir!
Kadını korumak bir yana, onu korumasız bırakan kanunlarıyla, göstermelik cezalariyla, merhameti unutturmuş eğitim sistemiyle, şehveti körükleyen düzenlemeleriyle katilin eline bıçağı tutuşturan bu rejimdir. Çocuk yaşta ekranlardan izlettikleri dizilerle, özgürlük ve hürriyet sloganları altında pazarladıikları hayasızlıkla, alenî şekilde teşvik ettikleri bencillik ve nefis azgınlığıyla, toplumu birer vahşi sürüsüne çeviren bu zihniyettir.
Televizyon ekranlarından, sinema salonlarından, sosyal mecrakardan halka şu dersi verdiler: “Merhametsiz ol, hoyrat ol, vur, kır, öldür; zira güçlü olan yaşar.” Silahı bir oyuncak gibi sevdirdiler, şiddeti bir meziyet gibi gösterdiler. Reklamlarda, dizilerde, filmlerde kadını yalnızca bir obje, bir meta, bir vitrin süsü hâline getirdiler. Onu iffetiyle, şerefiyle değil; bedeniyle, makyajıyla, giyimiyle tanıttılar. Böylece kadın, pazarlanan bir eşya, tüketilen bir ürün, bir reklam malzemesi kılındı. İzzeti unutturldu, kıymeti gasp edildi, annelikten, muhafazadan ve yüce mertebesinden soyunduruldu. Sonra da çıkıp utanmazca, bu vahşetin hesabını tarihine, dinine, imanına iftira ederek kapatmaya kalkıştılar.
Fail bellidir: Rejimdir. Katil bellidir: Bu ideolojidir. Kadını değerinden koparıp, meta hâline getiren, sonra da öldürülen her bir kadının kanını ellerine bulaştıran budur.
Çaresi İslâm şeriatındadır!