Hepimizin bir şeyler yapmak, başarmak için derinlerde olan, bastırdığı bir sesi var. Ve eminim ki çoğu insan yapmak istediği bu amaç uğruna çok şey feda edebilir. Kimi henüz onu bulamadı, kimisi var olduğunu biliyor fakat ortaya çıkarmakta zorlanıyor; kimisi buldu ve onun için savaşıyor. O bizim hayat amacımız ve kendimize verdiğimiz yaşam görevi.
Kitap, ustaların biyografilerinin, amaçlarını nasıl bulduklarının ve hayat görevlerini nasıl tamamladıklarının bir derlemesidir.
İktidarın nihai biçimi üstatlıktır. Hepimiz kendi alanlarımızda usta olma yeteneğine sahibiz, ancak çok azımız olacak. Zira bu dünyadaki çok az insan kendi zihnine verdiği emirleri uygulatabilir.
Öncelikle kitapta bahsedilen ilk konudan, 𝐇𝐚𝐲𝐚𝐭ı𝐧 𝐆ö𝐫𝐞𝐯𝐢'nden bahsedeceğim.
Çocukluğumuzdan beri hepimizin belirli bir konuya karşı doğal bir eğilimi var, ancak sosyal normlara uyduğumuzda ve diğer saçmalıklara odaklandığımızda bu yanımıza beynimiz çok az dikkat etti, ve neticede çağrıya yanıt veremedik.
Bu içsel çağrıyla bağlantımızı kaybettik ve ne yapacağımız konusunda akranlarımıza ve ebeveynlere teslim olduk. Yanlış anlaşılmasın, başarılı olmuş olabiliriz, ancak er ya da geç mutsuz olduğumuz gerçeğini fark edeceğiz, istemediklerimizi yaptığımızda sesi kısmak için gerçek bir arzu bizi yakalayacak ve biz kendimizle mücadele edeceğiz. Büyük bir hayal kırıklığı ve geç kalmışlık hissiyle.
Mark Twain'in de dediği gibi: "Ben zeki doğmuştum, beni eğitim mahvetti."
Hayatınızın görevini tanımlamak için, içe bakın ve eğilimlerinizi bulun ve mümkünse bu ilgiye uyacak bir kariyer yolu arayın, aksi takdirde sabah sekiz de gidip akşam altıda çıktığınız işinizden zaman ayırmak zorunda kalacağınızdan dolayı; zor yoldan yapmanız gerekir.
Hayat görevinizi edindikten sonraki ikinci aşama, becerileri edindiğiniz