Sosyal kabul görmek, bir başka deyişle "beğenilmek" yalnızlık hissini uzak tuttuğu için son derece güçlüdür. Kişi tanıdık bir sıcaklıkla çevrilidir; gruba uyum sağlamıştır. Psikanalizdeki sembollerin en uç noktası olan ana rahmine dönüşte olduğu gibi emilmiştir sanki. Yalnızlığını geçici bir süreliğine de olsa unutmuştur fakat bedeli başlı başına bir benlik olarak varlığından vazgeçmektir.
Bundan yüz yıl önce Kierkegaard kendi çağıyla ilgili şunları yazmıştır:"Nasıl ki Amerika'nın ormanlarında vahşi hayvanları uzak tutmak için meşalelere, çığlıklara ve zil seslerine başvuruluyorsa, insanlar da yalnızlığa dair düşünceleri uzaklaştırmak için çeşitli oyalayıcılara ve gürültülü teşebbüslerin Yeniçeri marşlarına başvurmaktadır."
Bir kimse zamanının çoğunu yalnız geçiriyorsa insanlar onun başarısız olduğunu düşünme eğilimindelerdir, çünkü akılları, bir insanın yalnız kalmayı seçebilecegini almaz.
Yalnızlık coğu insan için öylesine güçlü ve acı verici tehdittir ki, tek başına olmanın olumlu yanlarını algılayamazlar ve hatta kimi zaman yalnız kalma ihtimalinden korkarlar. Çoğu insan "yalnız olduklarını anlama korkusundan" muztariptir der André Gide, "ve bu yüzden kendilerini asla bulamazlar."