Fatma Gülsoy

7/10
·152 syf.··
2026 68. kitabı
Yiğit Güralp’in okura sunduğu Biraz Sert, yazarın önceki eserlerinin aksine daha karanlık, sorgulayıcı ve medeniyetin gölgede kalan yönlerine odaklanan bir deneme çalışmasıdır. Yazar, günümüz dünyasının karmaşık yapısını ve "kötüleri" anlama çabasını; sinema, çizgi roman ve popüler kültür ikonları üzerinden, sohbet havasında ve akıcı bir dille ele alıyor. Uğur Günel’in karikatürleriyle beslenen metin, ağır bir karamsarlık yerine vicdani bir sorgulama alanı açarak, okuru kendi gündemine dair düşündüren bir portre çiziyor. Sonuç olarak, popüler kültürü bir araç olarak kullanan bu çalışma, günümüz dünyasının kaotik yapısına karşı naif ama sarsıcı bir bakış sunan, kısa sürede okunabilecek nitelikte bir gündem okumasıdır.
Biraz SertYiğit Güralp · Masa Kitap Yayınları · 202330 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·160 syf.··
2026 67. kitabı
Michael Morpurgo’nun Savaş Atı adlı eseri, Birinci Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkisini bir atın, Joey’nin gözünden anlatan dokunaklı ve çarpıcı bir roman. Yazar, savaşın anlamsızlığını ve insanoğlunun doğa ile olan ilişkisindeki trajik kopuşu, bir hayvanın sadakati ve hayatta kalma mücadelesi üzerinden ustalıkla işliyor. Joey’nin hikâyesi; dostluk, ayrılık ve umut temaları etrafında şekillenirken, metin hem genç hem de yetişkin okurlar için evrensel bir vicdan muhasebesine dönüşüyor. Sadelikle derinleşen anlatımı sayesinde, okura savaşın dehşetini doğrudan değil, bir sessiz tanığın perspektifinden sunarak duygusal bir derinlik bırakıyor. Sonuç olarak, savaşın insani ve vicdani maliyetini hatırlatan etkileyici bir yapıt.
Savaş AtıMichael Morpurgo · 20161,476 okunma
7/10
·144 syf.··
2026 66. kitabı
Çıplak Ceset, polisiye türünde akıcı ama çok da derin iz bırakmayan bir kitaptı benim için. Hikâye merak duygusunu canlı tutuyor ve olaylar sıkmadan ilerliyor. Özellikle soruşturmanın adım adım açılması kitabın en güçlü yanıydı. Celil Oker’in sade dili sayesinde kitap rahat okunuyor ve temposu genel olarak düşmüyor. Polisiye sevenler için keyifli bir okuma olabilir ama benim için “iyi ama unutulmaz değil” seviyesinde kaldı. Yine de kısa sürede okunabilen, merak unsurunu koruyan bir roman olduğunu düşünüyorum.
Çıplak CesetCelil Oker · Altın Kitaplar · 2014801 okunma
7/10
·152 syf.··
2026 65. kitabı
Bir Modern Zaman Tesellisi: "İyi Hissettiren Yazılar" Türk sinemasının Sınav ve Ayla gibi sevilen yapımlarının senaristi Yiğit Güralp tarafından kaleme alınan "İyi Hissettiren Yazılar", adının hakkını vermeye çalışan, yazarın gözlemlerini ve hatıralarını harmanlayan samimi bir deneme-inceleme eseri olarak öne çıkıyor.  Kitabın Teması ve İçeriği Dünyanın içinden geçtiği yorucu ve kaotik süreçte, modern insanın ruhsal dengesini korumasına yardımcı olmayı hedefleyen kitap, bir kişisel gelişim kitabından ziyade; bir hayat anlatısı olma iddiası taşıyor. Güralp, Barış Manço'dan Zeki Müren'e, Tarık Akan'dan Sadık Şendil'e uzanan anekdotlarla okuru nostaljik ve umut dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Kitap, yazarın kendi yaşamından kesitlerin yanı sıra Türk kültür hayatına iz bırakmış isimlere dair anılarını içeriyor.  Güralp, kitabında iyi hissetmenin bir lüks değil, bir tercih olduğunu vurgulayarak okura zor zamanlarda nasıl ayakta kalınabileceğine dair bir pencere aralıyor.  "İyi Hissettiren Yazılar", hayatın zorlukları karşısında iyiliğe, gülümsemeye ve umuda tutunmak isteyenler için yazılmış, klişelerden uzak, samimi bir eser. Eğer zihninizin yorulduğu bir dönemde iseniz ve kısa, özlü, düşündürürken aynı zamanda dinlendiren yazılar arıyorsanız, bu kitap sizin için doğru bir tercih olabilir.
İyi Hissettiren YazılarYiğit Güralp · Masa Kitap · 2022184 okunma
8/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 64. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 20:22
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi, sadece bir ailenin ya da birkaç karakterin hikâyesini anlatmıyor; aynı zamanda Türkiye’nin 20. yüzyıldaki toplumsal ve siyasal dönüşümünü de gözler önüne seriyor. Romanın merkezindeki akıl hastanesi yalnızca bireysel akıl hastalıklarının yaşandığı bir yer değil, aynı zamanda toplumun yaşadığı tarihsel travmaların bir alegorisi gibi kurgulanmış. Hastaların hikâyelerinde darbelerin, sağ-sol çatışmalarının, ekonomik krizlerin, göçlerin ve modernleşmenin yarattığı kimlik bunalımlarının izleri hissediliyor. Bu yüzden kitap yalnızca bireysel bir “delilik” anlatısı olmaktan çıkıp, kolektif hafızanın parçalanışını ve toplumdaki çözülüşü de anlatıyor. Ayfer Tunç’un dili yer yer sert, yer yer ironik ama her zaman canlı. Ben bu kitapta özellikle yazarın zekâsına hayran kaldım; bu kadar fazla karakteri ve olayı birbirine ustalıkla bağlayabilmesi romanın en etkileyici taraflarından biriydi. İlk başta karmaşık görünen yapı ilerledikçe yerine oturuyor ve her karakterin hikâyesi anlam kazanmaya başlıyor. Özellikle farklı toplumsal katmanlardan gelen insanların aynı hastane içinde kesişmesi, kitabın atmosferini daha da güçlü hâle getiriyor. Romanın en güçlü yanlarından biri de “normal” kabul edilen insanların aslında ne kadar kırılgan olduğunu göstermesi. Karakterlerin geçmiş travmaları, yalnızlıkları ve hayata tutunma biçimleri oldukça gerçek hissettiriyor. İç göç, köyden kente göç ve kültürel uyumsuzluk gibi meseleler de karakterlerin yaşamlarında belirgin şekilde yer alıyor. Hastalar bir anlamda ülkenin unutulmuş, bastırılmış tarihinin canlı tanıkları hâline geliyor. Kitap oldukça derin bir anlatıya sahip olmasına rağmen anlaşılması zor bir roman değil. Ağır ve karmaşık konuları bile akıcı bir dille anlatabilmesi yazarın
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa TarihiAyfer Tunç · Can Yayınları · 20195,5bin okunma