Hakikat aşkına sahip insanlar, cemiyetin içinde çoğalmadıkça, hakikat aşkı cemiyet içinde en yüksek ve muhterem yeri tutmadıkça ve hakikatin ihtirası cemaat içerisinde bir umumi cereyan, büyük bir hareket haline gelmedikçe, milli mektep gerçekten var olmayacaktır.
Biz İslâm ruhunun gerçek sahibi ve vârisi iken kıtalara medeniyet ulaştıran bir millettik. Arap taklitçiliği yaratıcı şuuru gölgelediği devirlerde ululuğumuzu kaybettik.
Bugünkü maarif kaba tekniğin peşinde, Batı'nın zehirli akımını kapılarını açmış, Yahudiliğin ortası bir demokrasi anlayışının kurbanı zavallı bir kurumdur.
Bütün hüzünlü olayların masalsı bir yanı vardır. Umduklarımızla gerçeğin çatışmasından doğan hüzün neden kurgunun en belalı ve fantastik olanına bu kadar benzer?